24 Ocak 2013 Perşembe
Park ettiğiniz arabayı android telefondan bulun
Hayırlı Yayınlar
10 Ekim 2010 Pazar
Belediyeden şaşırtan savunma!

5 yaşındaki kızları kanalda can veren aile, 850 bin TL'lik dava açtı. Belediye avukatının savunması şaşkınlık yarattı.
Malatya'da, 14 Haziran 2008'de 5 yaşındaki Sedef Kömürgöz evlerinin önünde oynarken, üstü kapatılmayan su kanalına düştü. Cesedi, 2 kilometre uzakta bulundu. Aile ihmalle suçladıkları Malatya Belediyesi ve DSİ Genel Müdürlüğü aleyhine dava açtı.
Akşam'ın haberine göre, ailenin avukatı Ümit Yavuz'un, Malatya İdare Mahkemesi'ne verdiği dilekçede, kanalın mahalleden geçtiği belirtildi, şu görüşler dile getirildi: 'Kanaldan geçen suyun debisi yüksek. Kanalın üzeri açık. Etrafında hiçbir koruma önlemi yok.' Avukat dilekçede, Türk vatandaşlarının da İngiliz, Fransız ve Almanlar kadar değerli olduğunu belirtti, iki kurumdan 800 bin TL manevi, 50 bin TL tazminat talep etti. Malatya Belediyesi avukatı İnanç Kara Ölmeztoprak ise mahkemeye şu savunmayı gönderdi:
AVRUPALI, ÇOCUĞUNU SALMAZ
Davacı vekili Türk vatandaşlarının İngiliz-Fransız ve Alman vatandaşları kadar kıymetli olduğunu, Avrupa'daki değerlendirmelerin dikkate alınması gerektiğini vurgulamış. Avrupa'da 5 yaşındaki hiçbir çocuğun değil su kanalları ve köprüler üzerinde başıboş salıverilmesi, evinin önüne dahi yalnız başına bırakılması olayına rastlamak imkansızdır. Avrupa'da 18 yaşına ulaşmış hemen her kişi çalışmaktadır. Okul ve eğitimsiz çocuk düşünülemez. Avrupa'da kan davasına rastlamak mümkün değildir. Ufak çıkarlar için birçok kişinin öldürülmesi mümkün müdür? Bunlar gibi sayısız değerlendirme yapmak mümkündür.
BİZDE TEK IRK, TEK DİN YOK
Kaldı ki ülkemiz Avrupa ülkelerindeki gibi tek bir ırk ve dinden oluşan toplumsal yapıya sahip değildir. Değişik ırklardan oluşan halklara, değişik dinlere, hemen her inanışa rastlamak mümkündür. Bu durumda çağdaş demokrasiyi ülkemiz ve Avrupa ülkeleriyle bire bir değerlendirmek haksızlık olur.
ÖLÜMLERE YOL AÇAR
800 bin TL kıyaslanmayacak derecede fahiş bir istemdir. Eğer bu düzeyde tazminatlara karar verilecek olsa, ufak çıkarlar için kendi akrabalarından çoluk-çocuk demeden çok sayıda kişiyi katleden zihniyete sahip birçok vatandaşımız, sırf tazminatı almak için çocuklarını hizmet kusurlu ölüme, ölüm riskli olaylara itebilir. Bu durumda manevi tazminat amacını kaybedip cinayet ve ölümlere neden olan bir vasıta olacaktır.
MESLEK HAYATIMDA GÖRMEDİM, PES...
Ailenin avukatı Ümit Yavuz, 'Bizim insanlarımızın da idarenin kusuru sonucu ölmeme hakları vardır. Bunca yıllık meslek yaşantımda rastlamadığım tuhaflıkta bir savunma. Fazla tazminat istediğimiz ileri sürülerek Türk yurttaşlarına akıl almayacak yakıştırmalar yapılmış. Pes. Demokrasimiz hakkında da yorum yapıyor' dedi.
8 Haziran 2009 Pazartesi
Başına çok ilginç şeyler gelmiş!

Ceyda'ya olan tepkiler artık değişti!
Başak Sayan, Yaprak Dökümü'nün ilk sezonunda kötü kadın imajı çizen Ceyda'ya olan tepkilerin artık değiştiğini söyledi.
"Bana ilk iki sezon hakikaten çok tepkiler geliyordu" diyen Başak Sayan, başına gelen enteresan şeylerden sonra, filmlerde kötü rollerde oynayan oyuncuların yaşadıklarını daha iyi anladığını belirtti.
Güneri Civaoğlu'nun Kanal D'deki programına konuk olan Başak Sayan, dizide Ceyda karakterinin çocuğunun olması ve kötü pozisyonlara düşmesi nedeniyle izleyicinin tepkisinin de değiştiğini ifade etti.
Sayan, "Acıma duygusu geldi. İnsanlar çok çabuk unuttukları için herşeyi, benim o bütün yaptıklarımı unuttular. Bir acıma durumu var yani şu anda bana" diye konuştu.
FERHUNDE'YE TEPKİ SÜRÜYOR
Dizide Ferhunde'yi oynayan Deniz Çakır'a ise o tepkinin hala devam ettiğini belirten Başak Sayan, "Bana yumuşadı. Ben rahatladım" dedi.
Her şeye sahip olmak heyecan verici değil

Dünyanın en çok kazanan kadın oyuncusu Julia Roberts, 15 milyon dolardan az bir ücret için yatağından bile çıkmıyor. Bir süredir ortalarda görünmeyen 41 yaşındaki güzel oyuncu, şu sıralar sadece üç çocuğuyla ilgileniyor. Yaklaşık 20 senedir Fransız medyasına röportaj vermeyen Roberts, Madame Figaro dergisine konuştu.
2004 yapımı “Closer” filminden beri sizi başrolde görmedik. Sinemayı özlediniz mi?
- Bu özlemi pek fazla hissetmedim, çünkü arada bir sürü filmde rol aldım. Canlandırdığım her karaktere de kapıldım bu arada.
Ortalıkta fazla görünmediğinizi söyleyebiliriz herhalde...
- Kendi kendime neden bu olayın bu kadar büyütülmesi gerektiğini irdelemeye çalışıyorum. Artık çocuklarım var ve çalışmıyorum! Bu durumdayken büyük rolleri geri çevirmeyi tercih ediyorum. Öyleyse ne var yani? Ama işin aslı böyle değil... Mesleğime karşı aynı yaklaşımımı sürdürüyorum. Bana enteresan gelen, yaratıcı projelerle ilgileniyorum, ne demek oluyorsa...
ÜZERİMDE BASKI HİSSETMİYORUM
Büyük ihtimalle dünyanın en meşhur aktrisisiniz. Bu taşınması zor bir yük değil mi?
- Ben hiç baskı hissetmiyorum. Çalışabildiğim için şanslı olduğumu biliyorum ama ne kadar meşhur olduğumla alakalı düşünceler açıkçası benden çok uzak... Eğer düşünce yapım buna elverseydi çok sıkıcı olmaya başlardım, öyle değil mi?
Peki yakaladıkları şöhrete kendini kaptıranlar hakkında ne düşünüyorsunuz?
- Ben kendimi böyle görmek istemem. O yüzden beni ilgilendirmiyor. Kendimi bir konsept olarak algılamıyorum. Kendime hiçbir zaman ‘Julia Roberts’ olarak yaklaşmıyorum. Ben ‘Julia’yım. Tek ve aynı kişiyim. Sinemadaki kariyerimden sonra da aynı kişi olacağım. Hakkımda yazılanların hepsi bilgim dışında.
Kocamı koltuğa attım oğlumla yatıyorum

1,5 yıl önce işadamı Celal Kopuz’la evlenen Yıldız Kaplan, ikinci kez anne olmanın keyfini yaşıyor. İlk evliliğinden 21 yaşında bir kızı, ikinci evliliğinden de dokuz aylık bir oğlu olan Kaplan, “21 yıl sonra ikinci kez anne olmak, çok acayip bir duygu. 38 yaşındayım ve oğlumla büyük bir aşk yaşıyorum” diyor.
Eşiniz Celal Kopuz’la uzun zamandır birliktesiniz, kısa bir süre önce de evlendiniz. Bir de çocuğunuz oldu, Allah mesut etsin?
- Çok teşekkür ederim. Evet, Celal ile çok uzun zamandır birlikteyiz. Bu zaman içerisinde birbirimize sevgimiz, saygımız büyüdü. İlişkimiz zamanla yerine oturdu. Ve bu birlikteliği, evlilikle noktaladık.

İlişkiniz sırasında Celal Bey evli değil miydi?
- Celal hiç evlenmedi ki! İlk evliliği onun. Hiç evlenmemiş, hiç çocuğu olmamış. Ben kaptım mı, böylesini kaparım! Çok doğru bir insan Celal. Doğru insanı bulunca da ne yalan söyleyeyim, yapıştım ona. (Gülüyor) Eskiden, “İşim her şeyden önemli” derdim. Şimdi aynı şeyi söyleyemiyorum. Çünkü müthiş bir evliliğimiz var. Bozulmasına asla izin vermem.
Nasıl tanıştınız?
- Arkadaş ortamında? Yedi yıldır da birlikteyiz. Çok zor dönemler geçirdik tabii ki. Altı yıllık beraberliğimizde ayda iki kere falan ayrılıyorduk. Ya o eşyalarını toplayıp gidiyordu ya da ben. Ama bir türlü kopamadık. Kopamayışımızın en büyük sebebi de sevgidir. Ama kişilik çatışmalarımız çoktu. Ben burnunun dikine giden bir kadındım. O daha ağır başlı, oturaklı birisi. Zaman içerisinde Celal beni adam etti diyebilirim yani. (Gülüyor) Sonuç olarak birbirimize gittikçe bağlandık. Kopamadığımızı fark ettik. Sonrasında ayrılık aralıklarımız uzadı. Ayda iki kez ayrılırken, yılda iki kez ayrılmaya başladık. Bu ayrılık zamanları uzadı, uzadı ve evlendik işte... (Gülüyor) Evlendiğimiz günden itibaren de hiç kavga etmedik. Nikahta keramet varmış derler ya, gerçekten de öyleymiş. 1,5 yıldır her şey dört dörtlük. Allah nazardan korusun.
Ne işle uğraşıyor Celal Bey?
- Tekstil? Deri sanayisinde.
TÜRKİYE’YE METRES ROLÜNÜ SEVDİRDİM
Evlendikten sonra her şeyden elinizi, eteğiniz çektiniz? Evinizin kadını mı olmaya karar verdiniz, ne oldu?
- Ben zaten evimin kadınıyım ama öyle mesleğimden elimi eteğimi çekmedim. Hamileyken bir albüm yaptım mesela. Fakat evlilik, ardından bebeğimin dünyaya gelmesi, albümün önüne geçti. Üzerinde duramadık. Ben asla işimi bırakmam. Üstelik eşim de çalışmamı arzulayan birisi. Birkaç yapımcı, “Onun eşi çalıştırmaz, zaten çok zengin bir kocası var” diyormuş. Yok böyle bir şey. Celal, işime son derece saygılı. Benim klip çekimlerime gelir, montaja girer, stüdyoya gelir... O da benimle birlikte heyecanlanır, heyecanımı paylaşır. Benim uzun süredir çalışmamamın tek sebebi, bebeğimin daha çok ufak olması. Şimdi oğlum dokuz aylık oldu. Bu yazdan sonra projelerimi ufak ufak hayata geçireceğim. Erkeğin kurallarına göre yaşarsan eğer, bu yüzeysel bir ilişki olur. Bizim öyle bir ilişkimiz yok. Çok sağlam bir ilişkimiz, güvenimiz, saygımız var. Beni mutlu görmek, eşimi de mutlu ediyor. Ben nasıl mutlu olabilirim? Çalışarak...
Var mı peki herhangi bir proje?
- En son Abdullah Oğuz’un bir dizi projesinde yer aldım. Ama dört bölüm yayınlandı. Şimdi yeni bir proje yok. Teklif gelirse, değerlendireceğim tabii ki. Yoksa öyle “Evlendim, artık evimin kadınıyım” durumum yok yani.
Oynamayı kabul edeceğiniz roller değişti mi peki? Bir daha “Tatlı Kaçıklar” dizisindeki “seksi şempanze” gibi roller gelse, kabul eder misiniz?
- Tabii ki değişti. Değişmek zorunda. Bu çok normal? “Seksi şempanze” benim gurur duyduğum bir iştir. Çünkü o, Türkiye’de ilk defa metres rolünü sevdiren bir tiplemeydi. O yüzden gururumdur. Üstüme yapıştı diye hiç düşünmedim. Tabii ki her oyuncu rolünün hakkını vermeli. Oyuncuysan, sevişmelisin de, öpüşmelisin de. Senaryo gereği ne gerekirse yaparsın. Ama ben yapamam. (Gülüyor) O da hayatımda eksik olsun. Fakat oğlum, babası her zaman hayatımda olsun. Bu daha önemli. Ben şu an öyle bir hale geldim ki, onlar benim her şeyim. Ben şey oldum, onlar her? (Gülüyor) Her alanımı kapladılar. Bundan da çok mutluyum.
Sizin ilk evliliğinizden de bir kızınız var değil mi?
- Evet, 21 yaşında?
Maşallah. 21 yıl sonra yeniden anne oldunuz. Oğlunuz Akif, şu an dokuz aylık. Nasıl bir duygu bu?
- Çok acayip. Ben kızım Işıl’da hiçbir şey anlamadım. Çünkü doğum yaptığımda 17 yaşındaydım. 21 yıl aradan sonra yeniden doğum yapmak, anne olmak gerçekten çok enteresan bir duygu. Eğer 20’li yaşlarda olsaydım, inan arka arkaya üç tane doğururdum. Şu an bir tane daha doğurmak istiyorum. Bir kere oğlumun yalnız kalmasını istemiyorum çünkü, kızım çok büyük. Aralarında ciddi yaş farkı var. Oğlum tek başına büyümesin. Nasıl söyleyeyim, bu kez çok, çok değiştim Sema.
Nasıl bir değişim bu?
- Şimdi böyle konuşursam, kızım kıskanacak ama erkek sahibi olmak gerçekten müthiş bir duygu. Oğlum da bana hayran hayran bakıyor. Birbirimize aşığız. Neredeyse arka arkaya oğlan doğurmak istiyorum...
Doğurun o zaman?
- Gülmeyin ama öyle? 38 yaşında anne olmak, insanı böyle yapıyor galiba. (Gülüyor) Kendimi çok iyi, çok taze, müthiş enerjik hissediyorum. Ama bir o kadar da negatif düşünüyorum. Onu kaybetme korkusunu çok yoğun yaşıyorum. Doğurduktan sonra tuhaf oldum. Akif’i bir dakika bile yanımdan ayırmıyorum. Babayı zaten yataktan attık. Adam aylardır koltukta yatıyor. Akif resmen babanın yerini aldı.
Torun falan istemem
Kızınız 21 yaşında? Yakında anneanne olma ihtimaliniz falan var mı?
- Ay sus Sema! Şu an yakıştıramıyorum kendime anneanneliği falan. Düşünsene kızım evlenir, doğururmuş, biz çocuklarımızı birlikte büyütürmüşüz! Ay, ay! Düşünemiyorum bile. Şu an vallahi oğlumdan başka kimseyi sevemem. Torun falan istemem. Yazık, oğlum daha dokuz aylık.
Hürriyet
"Kur yeniden düşerse Türkiye'de üretim kalmaz"

Referans
20 Kasım 2008 Perşembe
Krize inat partisi

Eğlence dünyası kriz filan dinlemiyor. İstanbul'un Nişantaşı ve Kuruçeşme semtlerinde düzenlenen iki partiye ünlü isimler adeta akın etti
Küresel kriz tüm dünyayı etkilerken eğlence dünyası bu ekonomik krize adeta meydan okuyor. İstanbul değişik mekanlarında ilginç geceler ve partiler düzenleniyor. Önceki gece Kuruçeşme'de yeni açılan Envy Club ilginç bir partiye ev sahipliği yaptı.
Renkli gece
'Krizim Geldi' adlı partiye kaktılanlar arasında Deniz Akkaya, sevgilisi Efe Önbilgin,Yeşim Salkım sevgilisi Hakan Eratik, Seray Sever, Ayşe Özyılmazel, Osmantan Erkır, Galatasaraylı futbolcular Ümit Karan ve kaleci Aykut gibi ünlü isimler de vardı. Nişantaşı Leea'deki partiye ise Çağla Şıkel/ Emre Altuğ çifti, Bengü, Melike Öcalan, Sinem Kobal gibi ünlüler katıldı.
Ekonomik kriz halkı vurdu

Ankara'yı teğet geçti
Köşk için 19, bakanlar ve milletvekilleri için de 54 adet, son model lüks makam aracı alınacak
Cumhurbaşkanlığı'nın tam 103 adet otomobili var. 2009'da bu otomobillerden 19'unun yenilenmesi için bütçeye ek ödenek konuldu. 2008 yılında bütçesi yapılacak tadilat nedeniyle yüzde 25 oranında artırılan Köşk, 2009 harcamalarıyla da tepkileri çekecek.
BU DEFA KİRALANACAK
Makam aracı seferberliği Cumhurbaşkanlığı Köşkü ile de sınırlı değil. Meclis'e de 54 adet yeni makam arabası geliyor. Ama Meclis bu yıl ilk defa araçları kiralayacak. Meclisin 2009 yılı için kiralayacağı 54 makam aracının ihalesi 15 Aralıkta yapılacak.
NE ZENGİN MİLLET
Krİzİn uğramadığı yüksek makamlara alınacak pırıl pırıl makam arabaları büyüklerimizin heybetine heybet katacak. Ankara'daki yabancı misyon şefleri de 'Yahu şu Türkler ne kadar zengin millet. Bunların gizli petrol kuyuları mı var?' diye hayrete düşecek.
'Evreni de evrimi de Tanrı yazdı'

Vatikan, Charles Darwin'in evrim teorisi de dahil olmak üzere, evren ve insanın kökenlerinin tartışıldığı bilimsel bir toplantıya ev sahipliği yapıyor. Papalık Bilimler Akademisi tarafından düzenlenen ve salı gününe dek sürecek olan toplantıya katılan bilim adamları, bugün Papa 16. Benediktus tarafından kabul edildi.
Roma Katolik Kilisesi'nin lideri Papa 16. Benediktus, bilim adamlarına hitaben yaptığı konuşmada, evren ve insanın kökenine ilişkin çeşitli bilimsel teorilerin yaradılış teorisiyle çelişmediğini savunarak, "Evren ve evrim, Tanrı'nın yazdığı bir kitaptır. Son dönemin felsefi anlayışlarında, evrenin kökeninin maddi alemden bir ya da birkaç unsura dayandığına ilişkin görüşler savunuluyor. Evren, yaradılış değil, mutasyon ve evrim biçiminde algılanıyor. Ancak mutasyona ve evrime uğramak için de evrenin, daha önce var olması, bir başka deyişle yaradılmış olması gerekiyor" dedi.
Evrenin kökenine ilişkin daimi kaos biçimindeki teorinin de daha önce bir düzenin mevcudiyeti düşüncesini ve yaradılış inancını ihtimal dışı bırakmadığı görüşünü dile getiren 16. Benediktus" “Kökeni kaosa dayanmaktan muhal olan evren, düzenli ve tertipli bir kitabı çağrıştırıyor" diye konuştu.
Papa 16. Benediktus, deneysel bilimin ve felsefesinin ileri sürdüğü teorilerin, evrende zaten mevcut olan düzeni keşfe yönelik çabalar biçiminde algılanması gerektiğini de kaydetti.
HAWKİNG DE TOPLANTIYA KATILANLAR ARASINDA
Cambridge Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Stephen Hawking de Papalık Bilimler Akademisi'ndeki toplantıya katılan ünlü isimler arasında yer alıyor.
1988'de yayımladığı "Big Bang'tan Kara Deliklere" adlı yapıtı tüm dünyada 25 milyon satmış olan Hawking, evrenin bir başlangıcı bulunmadığını, dolayısıyla yaradılışın da söz konusu olmadığını savunuyor.
Evrenin Big Bang öncesinde ne durumda olduğuna ilişkin çalışmalarıyla da tanınan ünlü astrofizikçi Hawking, Vatikan'daki toplantı öncesinde esprili bir üslupla yaptığı değerlendirmede, "Papa'nın iyi ki benim son çalışmalarımdan pek haberi yok. Aksi takdirde sonum Galileo gibi olurdu" diye konuştu.
İnanılmaz hızlı
USB 2.0'nin varisi olan yeni süper hızlı USB 3.0, daha önce de duyurduğumuz gibi, SuperSpeed USB Developers konferasında ilk kez resmiyet kazandı. USB 3.0 spesifikasyonları, konferansta resmi olarak duyuruldu.
2009'un ikinci yarısında yüzünü ilk kez göstermesi beklenen yeni USB standardının 2010 yılında ise tüm tüketicilere ulaşarak tamamen standartlaşması öngörülüyor. SuperSpeed USB'nin dünyada kullanılan birçok teknolojik cihazı yakından etkileyeceğini belirten USB-IF (USB Implementers Forum)başkanı Jeff Ravencraft, USB 3.0'ün USB 2.0'den sonra çıtayı biraz daha yükselteceğini vurguladı.
Ravencraft, sözlerini şöyle sürdürdü: "Günümüzde tüketicilerin büyük bir bölümü zengin medya ve dolayısıyla devasa boyutlardaki dijital dosyalarla ilgileniyor. Bu verilerin en hızlı şekilde cihazlardan PC'lere ve PC'lerden cihazlara iletilebilmesi için USB 3.0 büyük bir adım oalcak."
Saniyede yaklaşık 4,8 Gbit'lik bir veri aktarımı sağlayabilen USB 3.0, HP, Intel, Microsoft, NEC, ST-NXP Wireless ve Texas Instruments ortaklığı ile geliştirildi.
Borsa neden tepetaklak.

Dün yüzde 6.6 düşen borsa bugün ilk seansı da yüzde 4.11'lik kayıpla 21 bin 27 puandan tamamladı. Endeks böylece Eylül 2004'ten bu yana en düşük seviyelerini görmüş oldu. Borsada gün sonu kapanışı ise yüzde 3.20 düşüşle 21 bin 228 puandan gerçekleşti.
İMKB'nin bugünkü kaybı ile birlikte hafta başından bu yana gerçekleşen düşüş yüzde 17'ye dayandı. Şirketlerin piyasa değeri de yaklaşık 16 milyar dolar azaldı.
NEDEN DÜŞÜYOR?
Piyasayı değerlendiren uzmanlar, bankalarla başlayan satış dalgasının halen etkisinin sürdüğüne işaret ediyor. Ayrıca hedge fon satışları ve yurtdışındaki sert düşüşler de İMKB'deki düşüşü hızlandırıyor.
IMF ile anlaşılacağı yönünde gelen haberlerin de borsayı etkilemediği görülüyor. Özellikle yabancı yatırımcıların satışları hız kesmeden devam ederken, uzmanlar, "yabancılar ellerindeki hisseleri nakite çevirmek istiyor. Türkiye piyasası da likit bir piyasa olduğu için burada satış yapabiliyor" diyor.
Uzmanlar, IMF konusunun piyasayı etkilememesinin nedeni olarak da bir süredir konu ile ilgili birçok haber çıkmasını ve piyasanın artık bu anlaşmanın imzalandığını görmek istemesini gösterdi. Piyasalar IMF ile ilgilim beklentiler yerine şimdilik dış piyasalardaki gerilime daha odaklı bir seyir izliyor.
Açım dedi dayağı yedi...

SİNOP'un Boyabat İlçesi'nde oturan 32 yaşındaki Özay Çelikçi, Adalet Sarayı'nın hizmete açılması törenine katılan Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin'e, "Sayın Bakanım, açım. İş istiyorum" diye bağırdı. Ardından da polisler tarafından ağzı kapatılarak güçlükle polis otomobiline bindirilerek gözaltına alındı. Bakan Şahin, iş isteyen gence kürsüden seslendi ve "Gencin, burada gelip bana söylemesi gereken bir sözü bağırarak söylemesi Boyabatlıların geleneksel misafirperverliğine yakışmadı. Benim fabrikam yok. Devletin daireleri de benim dairem değil" diye cevap verdi. Bakan Şahin, konuşmasında 15 Aralık tarihinde Adalet Bakanlığı'ndaki boş kadrolara sınavla 15 bin infaz koruma ve zabıt katibi alınacağını söyledi.
"İŞ İSTİYORUM" DİYE BAĞIRDI
Adalet Bakanı Mehmet Mehmet Ali Şahin, Sinop'un Boyabat İlçesi'nde yaptırılan ve 3 milyon 171 bin YTL'ye mal olan 4 katlı Adliye Sarayı'nın bugün hizmete açılması törenine katıldı. Yeni Adliye Sarayı önündeki tören öncesinde Sinop Belediye Başkanı Zeki Yılmazer, "Sorunlara neşter olması için bu hediyeyi kabul edin" diyerek Bakan Şahin'e el yapımı bıçak hediye etti. Bakan Şahin, şeffaf ambalaj içindeki bıçağı görünce, "Adalet Bakanı'na bıçak verilir mi?" diyerek sitemde bulunarak hediyeyi kabul etti. Bakan Şahin, protokol sırasında yeni Adalet Sarayı ile ilgili konuşmaları dinlerken, 32 yaşındaki iki çocuk babası Özay Çelikçi, kalabalık arasından Adalet Sarayı'nın 1 metre yüksekliğindeki koruma duvarına çıkıp, "Sayın Bakanım açım. Boyabat'ta iş yok, iş istiyorum, başka bir şey istemiyorum" diye bağırdı. Bu sırada Bakan Şahin, "Gel yanıma konuşalım" diye seslendi. Ancak işsiz genç polisler tarafından kalabalıktan ağzı kapatılarak çıkarıldıktan sonra polis otomobiline bindirilmek istendi. Polislere uzun süre direnen Özay Çelikçi, "Ben iş istiyorum, İşsizim. Bırakın beni. Bakan beni yanına çağırdı" diye bağırmayı sürdürdü. Ancak güçlükle otomobile bindirilen genç gözaltına alınarak İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne getirildi.
HÂKİM VE SAVCILARA LOJMAN YAPILACAK
Daha sonra kürsüye çıkan Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, Türkiye'de son 6 yıl içinde 95'nci Adalet Sarayı'nı hizmete açtıklarını ifade etti ve "Biz zaman zaman resmi ziyaretler için başka ülkelere, Avrupa ülkelerine gidiyoruz. Oralarda en görkemli, en prestijli binalar Adalet Sarayları. Çünkü hep söylenir zaten. Adalet Sarayları'na girildiğinde o cümleyi hep görürsünüz, 'Adalet Mülkün Temelidir'. O bakımdan bizim adliye binalarımızı, mademki Adalet Mülkün Temelidir, bunu anımsatacak güzellikte ve görkemde olması gerekir. O nedenle adalet binalarımızı modern hale getirme çalışmalarına bundan sonra da devam edeceğiz" dedi. Bakan Şahin, Ulusal yargı ağı projesiyle dava sırasında Nüfus Müdürlüğü ve Tapu Müdürlüğü'nden istenen bilgilerin bir kaç dakikada mahkemeye ulaştırıldığını, böylece yargı sürecinin hızlandırıldığını da dile getirdi. Bakan Şahin, yargıçların ve savcıların çok daha rahat bir ortamda hizmet vermelerini sağlamak için tedbirler alındığını da söyleyerek, "Adalet Bakanlığı olarak son yıllarda lojman yapımına da büyük önem verdik. Onlar kira derdi peşinde koşmamalılar. Daha eksiğimiz var. En geç 3 yıl içerisinde Türkiye'de tüm hâkim ve savcılarımızı lojmana kavuşturmak istiyoruz. Çünkü onlar çok rahat ederlerse, kafaları rahat olursa, gönülleri rahat olursa yargılama işinde de vatandaşımızın işini o kadar kolay ve kısa sürede gerçekleştirirler" dedi.
Konuşmasının son bölümünü "İş istiyorum" diye bağıran gence ayıran Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, "Nereye gitti Özay, Özay burada mısın" dedikten sonra şu ifadeleri kullandı:
15 BİN MEMUR ALINACAK
"Ben tanıyorum bu arkadaşı. Bu arkadaşımız yakın bir zamana kadar bizim misafirimizdi. Cezaevinden yeni çıktı, tahliye oldu. Geçmiş olsun. 'İş istiyorum' dedi. Tabi bakın Aralık ayının 15'inde 15 bin yeni memur alacağız. Eğer Özay şartları taşıyorsa başvursun. Adalet Bakanlığı olarak İnfaz koruma memuru alıyoruz. Zabıt kâtibi alıyoruz ama sınavla alıyoruz. Şartlarını taşıyorsa başvurur. Çünkü benim fabrikam yok. Devletin daireleri de benim dairem değil. Eleman alıyoruz ancak sınavla KPSS'ye girecek. Doğru tercihte bulunacak ve ondan sonra yerleştirmede herhangi bir kamu kuruluşuna personel olarak girecek. O bakımdan benden iş isteyen o arkadaşım veya onun gibi düşünen kardeşlerimiz bakın Aralık ayının 15'nden itibaren 15 bin civarında boş kadro için ilanlar yapılacak. Tercih kitapçıkları dağıtılacak. KPSS'ye girmiş olan gençlerimiz buyursunlar, başvursunlar. 2009 yılında da böyle olacak. O bakımdan bir kaç gün önceye kadar bizim misafirimiz olan Özay'ın burada gelip bana söylemesi gereken bir sözü burada işte bağırarak söylemiş olması, Boyabatlıların geleneksel misafirperverliğine yakışmadı. Çünkü ben bilirim ki Boyabatlılar son derece misafirperver insanlardır. Bir dertleri varsa gelir söyler, biz de derdine derman oluruz."
YENGEYİ DÖVME
Ardından Özay Çelikçi'ye nasihatte da bulunan Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, "Lütfen yenge hanımı dövmeyin. Hanım senden çok şikâyetçi. Özay eğer duyuyorsan beni dinle. Hanımlara el uzatılmaz. Yenge senden çok şikâyetçi. Delikanlı adamsın, eline taş versek sıkacak kadar güçlüsün. Ama hem misafirperver ol hem de el kaldırılmaması gereken bir hanıma özellikle de eşine el kaldırma. İş konusunda dediğim çerçevede hareket edersin başvuruda bulunursun" dedi. Bakan Mehmet Ali Şahin, daha sonra Adalet Sarayı'nı hizmete açtıktan sonra AKP İlçe Başkanlığı'nı ziyaret etti.
KARDEŞİM EŞİNİ DÖVÜYORDU
Bu arada Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin'den iş isteyince polis tarafından gözaltına alınan ve Sinop'un Boyabat İlçesi Kumluk Mahallesinde oturan Özay Çelikçi'nin uzun süre işsiz olduğu ortaya çıktı. Özay Çelikçi'nin 22 yaşındaki eşi Hatice, çocukları 3,5 yaşındaki İbrahim ve 2,5 yaşındaki Selamet Çelikçi'nin geçimini çayçılık yaparak sağladığını belirten ablası Şehibe Akçay, "Eşini dövüyordu. Zaman zaman psikolojik bunalımlar da yaşıyordu. Ara sıra çay ocaklarında çalışıyordu. Kardeşimin hiç işi olmadı" dedi. Özay Çelikçi'nin 2003 yılında 27 yaşındaki oğlu Murat Akça'yı sokakta durup dururken bıçakla karnından yaraladığını ve bu nedenle 1 yıl cezaevinde yattığını da söyleyen abla Şehibe Akça, "Özay'ın yeşil kartı bulunuyor ve Kaymakamlıktan yardım alıyordu.
Kendisinin psikolojik sorunları var. Bu yüzden tedavi olması lazım" diye konuştu.
Popüler Yayınlar
-
Şeytan hemşire ölü hastayla verdiği pozlar sonunu getirdi. İsviçre'de ismi güvenlik sebebiyle açıklanmayan bir hemşirenin Facebook'a...
-
Bu sebzeyi yiyen kanser olmuyor! Günümüzün büyük tehditlerinden olan kanser hastalığının önlemesi ve tedavisi üzerine birçok araştırma yapıl...
-
Şu günlerin karamsar havasından biraz olsun kurtulmak için biraz da göze gönüllere iyi gelecek bir foto galerisi sunalım. İşte karşınızda Zü...
-
Ciciş kardeşler kendi adları ile çıkan oyunlarında işte böyle soyunuyorlar.Oyuncu her level atlayışta cicişler biraz daha soyunuyor.


