Search This Blog

teknoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
teknoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ağustos 2014 Pazartesi

Sınırlı sayıda Zenga üretilecek.

Quattroporte Zegna üretimine başladı
Spor otomobil markası Maserati, ünlü İtalyan moda tasarımcısı Ermenogildo Zegna ile yaptığı işbirliği çerçevesinde limitli sayıda Quattroporte Zegna versiyonunun üretimine başladı.

Tofaş'tan yapılan açıklamaya göre, Maserati sadece 100 adet üretilecek olan Quattroporte Zegna için dünyaca ünlü İtalyan fotoğrafçı Fabrizio Ferri’nin gerçekleştireceği özel fotoğraf çekimi ile Eylül 2014’te New York, Şubat 2015’te Dubai ve 2015 ilkbaharında Milano’da tekrarlanacak bir dizi etkinlik planladı.

Quattroporte Zegna’nın sergileneceği her şehirde, hayatını elleriyle kazanan 25 kişiyi görüntüleyecek olan Ferri’nin, fotoğrafını çekeceği 100 kişi arasında müzisyenler, aşçılar, atletler ve sanatkârlar yer alacak. Bu fotoğraflar, 100 adet üretilen Maserati Quattroporte Zegna’nın tanıtımını yapan One of 100 kitabında yer alacak.

2 Ağustos 2014 Cumartesi

Her şehirde Bilim Merkezleri kurulması planlanıyor.

Pilot illerde başlatılarak 2023 yılına kadar tüm illerde yaygınlaştırılacak olan merkezler bilime ilgi duyan her yaştan insana açık olacak ve farklı birikime sahip kişilerin buluşmasını sağlayacak.

Sanayinin gelişmesi için yatırımlarına hız kesmeden devam eden Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Ar-Ge çalışmalarının teşvik edilmesi için "Bilim Merkezleri" projesini hayata geçiriyor.

HERKES FAYDALANACAK

Proje hakkında bilgi veren Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Bilim Merkezleri'nin 2016 yılına kadar tüm büyükşehirlerde faaliyete geçeceğini söyledi. Işık, "Merkezlerin kapısı bilime ilgi duyan herkese açık olacak. Girişimciler dokunarak, görerek, okuyarak ve dinleyerek öğrenme yetilerini geliştirecekler. Bu merkezleri 2023 yılına kadar tüm illerimizde oluşturulacak" dedi.

YENİ EĞİTİM MODELİ OLUŞACAK

Bakanlık ayrıca çocuklara bilimi sevdirecek yeni eğitim modellerini de hayata geçirecek. Müslüman bilim adamlarının tarih boyunca gerçekleştirdiği buluş ve çalışmaları da, özel bir dosyada derlenerek öğrencilere dağıtılacak. Bakanlığa bağlı TÜBİTAK tarafından da, potansiyele sahip çocuklar ve gençler için destek programları oluşturuluyor. Eğitim sisteminde, araştırmaya ve proje tabanlı eğitime yönelik köklü değişiklikler yapılmasını da hedefleyen TÜBİTAK, bu amaçla MEB başta olmak üzere ilgili kurumlarla ortak çalışmalar da yürütüyor. Üniversitelerde ise Ar-Ge, Yenilik ve Girişimcilik derslerine öncelik verilmesi hedefleniyor.

Suya düşen Akıllı telefon nasıl kurtarılır.

Akıllı telefonlar günlük hayatımızı kolaylaştırmak için önemli bir işlev yerine getiriyor. Yazla birlikte cep telefonlarını suya düşürme olasılığı da arttı. Böyle bir durumda ilk yapılacak şey, akılı telefonu kapatmak ve kavanozun içinde pirincin içine yerleştirmek.

Alman Bild gazetesinde yer alan haberde, akıllı cep telefonlarını suya düşürenler için bir dizi öneri sıralandı. Haberde akıllı telefonu suya düşürdükten sonra sık yapılan hatalar da sıralandı.

Suya düşürüldükten sonra ilk yapılacak şey, telefonu kapatmak ve bataryasını çıkarmak. Sonraki işlem ise, çok kimsenin aklına gelmiyor. Telefonu kavanozda pirinç içine yerleştirmek. Telefonun nemini çekmek için pirinç birebir.

Uzmanlar suya düşen akıllı telefonu kurutmak için sık yapılan hataları da sıraladı. Cep telefonu fön ve mikrodalga gibi aletler yardımıyla kurutulmamalı.

Sıcak hava, cep telefonunun hasas elektronik parçalarına zarar verebilir.

Sıcak hava ayrıca cep telefonu içerisinde su torbacıklarının oluşmasına da sepeb olabilir.

Kuruma işlemlerinden geçirilen cep telefonu, birkaç gün bekletildikten sonra açılmalı.

28 Mayıs 2014 Çarşamba

Google'dan şoförsüz araba

Google ‘gaz‘a geldi! Bu arabada ne pedal var ne direksiyon

TEKNOLOJİ devi Google, otomobil sektöründe yeni bir devrin kapılarını açıyor. Devrim gibi bir buluşa imza atam şirket, şoförsüz araba ürettiğini açıkladı.

Daha önce geliştirdiği kendi kendine giden arabada köklü değişikliklere giden Google'ın araçlarında 'dur' ve 'git' düğmesi olacak, direksiyon ve pedallar yer almayacak. Araçta bütün işi algılayıcılar yapıyor. Google'ın dağıttığı görüntülerde, araç küçük bir şehir arabasını andırırken, 'sevimli' bir ön yüzü bulunuyor.

 Geleneksel arabalarınki gibi kaputu olmayan iki kişilik elektrikli araç başlangıçta saatte en fazla 40 kilometre hız yapabilecek. Ancak şimdiden projeyi eleştirenler de var. Uzmanlara göre, insanlar arabayı kendileri kullanmayacağı için daha uzun yolculuklar planlayacak ve bunun sonucunda trafik daha da kontrolden çıkabilir.

NASIL ÇALIŞIYOR?

ARACIN işleyişinde Google'ın android sistemi kullanılıyor. Arabada, açma-kapama tuşunun yanında bir de panik halinde aracı tamamen durduracak acil durum düğmesi yer alıyor. Araçtaki aplikasyon üzerinden kişiler gidip-gelecekleri yerleri sisteme ekleyebiliyor. Ve algılayıcıların da devreye girmesiyle araba harekete geçiyor. Arabada kör noktaları tamamen ortadan kaldıran algılayıcılar, aynı zamanda iki futbol sahası ötedeki nesneleri de tespit edebiliyor.

26 Mayıs 2014 Pazartesi

Çinli casuslar dev şirketlere sızmış.

ABD, Çin ordusuna mensup beş kişi hakkında siber casusluk gerekçesiyle dava açtı. Casusların sızdığı şirketler arasında Alcoa ve Westinghouse gibi dev şirketler olduğu öne sürüldü.

ABD ile Çin arasında siber casusluk krizi patlak verdi. ABD Adalet Bakanlığı, beş Çinli ordu mensubu hakkında siber casusluk suçlamasıyla dava açıldığını duyurdu. Yapılan açıklamada Çin ordusuna mensup oldukları belirtilen kişilerin, nükleer enerji, metal, güneş enerjisi ürünleri üzerine faaliyet gösteren Amerikan şirketlerine sızarak siber casusluk yapmakla suçlandığı kaydedildi.

Cnbc-enin haberine göre, Çinli casuslar, Alcoa, Allegheny Technologies, US Steel, Westinghouse Electric Co, SolarWorld şirketlerine ek olarak çelik işçileri sendikasının da sistemlerini hedef aldı. Çin, ABD'nin yönelttiği 'şirketleri siber casusluk yönetimiyle takibe alma suçlamasını' reddetti.

21 Mayıs 2014 Çarşamba

En hızlı internet hangi operatörde?

Eğer gerçekten çok hızlı bir internet istiyorsan Turkcell açık ara farkla ilk sırayı alır.

İnternetin hızlı olması benim için önemli ama şu 1gb sınırsız şu kadar fiyat tarzındaki muhabbetleri pek bilmiyorum diyorsanız.Tarifeler arasında tercih yaparken zorlanacaksınız demektir.

Kıssadan hisse :) sözün kısası diyorum;

İnsanların halen Turkcell Vodafone Avea arasında kalmasına şaşırıyorum.

Az para çok kullanım, az hizmet istiyorsanız Avea
Az para çok kullanım, kısmen daha iyi hizmet istiyorsanız Vodafone
Çok para az kullanım en iyi hizmeti istiyorsanız Turkcell

Yıllardır böyle, yıllarca böyle devam edecek.Hadi hayırlı görüşmeler...

Turkcell'den vodafone'a tl transferi nasıl yapılır?


SORU:
Turkcellden Vodafone'a kontör yollanıyor mu? Nasıl tl transferi yapabilirim?

CEVAP:
 Operatörler arası Kontör (TL) transferi yapılamamaktadır.Sadece kendi operatörünüzdeki bir arkadaşınıza TL transfer edebilirsiniz.

19 Mayıs 2014 Pazartesi

Gelecekte ‘Katil robot’ uyarısı

Gelecekte çatışmalarda önemli rol oynayacağı tahmin edilen, insandan bağımsız hareket edebilen öldürücü makineler endişe yaratıyor. Önleyici yasak talep edenler, öldürme yetisinin insanda kalmasını istiyor.

Cenevre'de düzenlenen BM konferansında ‘katil robotlar' diye adlandırılan gelecekteki tam otonom silahlar masaya yatırılıyor. BM Silahsızlanma Konferansı Başkanı Michael Möller, dört gün sürecek konferansın açılışında yaptığı konuşmada bu silahlarla ilgili olarak katılımcılara, “Bir yaşamı sona erdirme yönündeki nihai kararın insan kontrolünde kalmasını garantileme ve bu yönde önleyici önlemler alma imkanına sahipsiniz” diye konuştu. Möller uluslararası hukukun çoğunlukla zalimliklere iş işten geçtikten sonra tepki gösterdiğine de dikkat çekti.

Uluslararası Kızılhaç Komitesi'nden Kathleen Lawand da savaşta makinelerin insanlardan tamamen bağımsız bir şekilde ölüm-kalım konusunda karar verebilmeleri düşüncesinin son derece korkutucu olduğunu belirtirken, İnsan Hakları İzleme Örgütü'nden Steve Goose, bu tür makinelerin uluslararası hukukun temellerini tehlikeye attığını belirterek ‘katil robotlar'a karşı şimdiden önleyici yasak getirilmesini talep etti.

“Yirmi yıl içinde kullanılacak”
Günümüzde insansız hava araçları gibi otomatik silah sistemleri yaygın olarak kullanılıyor, ancak insanlar tarafından kontrol ediliyor. Uzmanlar yirmi yıl içinde hiçbir şekilde insan kontrolüne tabi olmayan tam otonom savaş makinelerinin kullanılmaya başlanacağını tahmin ediyor.

Konferansa başkanlık eden Fransa'nın BM nezdindeki daimi büyükelçisi Jean-Hugues Simon-Michel ise robotların aynı zamanda ‘sivil, barışçı ve meşru kullanım alanları olduğuna da' dikkat çekti ve bu alanda araştırmaların kısıtlanmaması gerektiğini belirtti.

Cenevre'deki konferans, kasım ayında yapılacak ve konunun daha derinlemesine ele alınacağı bir başka konferansa hazırlık niteliği taşıyor.

15 Mayıs 2014 Perşembe

Bakan Yıldız Temmuz 2013'de Soma kömür madenlerindeymiş!

10 Temmuz 2013 Çarşamba  Taner Yıldız Soma'daki madenleri incelemiş.Çok memnun kalmış.İşte o çarpıcı haber...

Bakan Yıldız Manisa Soma'da
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Manisa'nın Soma ilçesinde çeşitli ziyaretlerde bulundu. Dün akşam Ramazan ayının ilk iftarını maden ocağında işçilerle açan Taner Yıldız, ilçede bir gün konakladıktan sonra bugün de inceleme gezisine çıktı.
- Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Manisa'nın Soma ilçesinde çeşitli ziyaretlerde bulundu. Dün akşam Ramazan ayının ilk iftarını maden ocağında işçilerle açan Taner Yıldız, ilçede bir gün konakladıktan sonra bugün de inceleme gezisine çıktı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Celal Bayar Üniversitesi Soma Meslek Yüksek Okulu kampusünde ve Türkiye'de elektrik sektörünün kalifiye eleman yetiştiren sayılı kurumlarından biri olan TEİAŞ'ta incelemede bulundu.

Yıldız'a inceleme gezisinde Manisa Valisi Abdurrahman Savaş, Celal Bayar Üniversitesi (CBÜ) Rektörü Prof.Dr. Mehmet Pakdemirli, Soma Meslek Yüksekokulu (MYO) Müdürü Yard.Doç. Dr. Ayla Tekin, Soma Belediye Başkanı Hasan Ergene, ELİ Müessese Müdürü Hakkı Duran, TEİAŞ Eğitim Merkezi Müdürü Hayrullah Saraç, SEAŞ Genel Müdürü Nuri Şerifoğlu da eşlik etti.

Celal Bayar Üniversitesi (CBÜ) Rektörü Prof.Dr. Mehmet Pakdemirli ve Meslek Yüksekokulu (MYO) Müdürü Yard.Doç. Dr. Ayla Tekin'den bilgi alan Bakan Yıldız, sınıfları ve laboratuvarları gezerek öğrenim gören kursiyer ve öğrencilerle sohbet etti.

İnceleme gezisinin ardından gazetecilere açıklamada bulunan Yıldız, Türkiye Kömür İşletmeleri, Elektrik Üretim A.Ş ve TEİAŞ'ın Soma'da eğitime katkı sağladığını ve okul arazisinin 2018 yılına kadar CBÜ'ye protokol kapsamında tahsis edilmiş olduğunu hatırlattı.

Arazilerin Celal Bayar Üniversitesi'ne devredilmesi konusunun gündemde olduğunu söyleyen Yıldız, okulun 16 dönümlük yer talebinde bulunduğunu, arazileri verimli, fonksiyonel kullanmak adına kurumlar arası herhangi bir karşılık beklemeksizin yerleri verdiklerini kaydetti.

Bakan Yıldız, açıklamasının devamında şunları söyledi: "Belediye Başkanımızın ifrazı ile beraber imarda yapılacak değişikliklerle bunu inşallah gerçekleştiririz diye düşünüyorum. Kıymet takdir bedelleri ile alakalı. Üniversitemizi çok yormadan ne tür bir formül bulunabilir bunların üzerinde çalışılacak ve ondan sonra yine Soma'ya güzel bir tesis kazandırılmış olunacak. Göstermelik değil, yalnızca mülkiyetlerin el değiştirmesi olarak değil ama gerçekten fonksiyonel çalışacak bir yapıyı kurgulamamız lazım. Yoksa bütün kitlerin bütün bağlı ilgili ve ilişkili kuruluşların mülkiyeti hazinenindir. Bizim veya üniversitenin elinde bulunması bizim açımızdan çok farketmez. İnşallah bunu inceledikten sonra ilgili arkadaşlarım da bu konu ile alakalı kamuoyuna açıklama yaparlar."

TEİAŞ'I DA ZİYARET ETTİ

Türkiye'de elektrik sektöründe kalifiye elemanların yetiştirildiği TEİAŞ'ı da ziyaret eden Yıldız, bu denli önemli bir kurumda kullanılan teçhizatların eski olduğunu gördüğünü ve güncellenmesi gerektiğini ifade etti.

Bakan Yıldız, konuşmasında, "Libya, Afganistan, Irak ve farklı ülkelerden gelip burada eğitim alanlar var. Onlara en son teknolojik cihazlarla eğitimin verilebiliyor olması lazım. Bu açıdan firmalarımız sağolsunlar bu manada bağışları oluyor. Firmalarla konuşacağım ve buradaki bir kısım eğitim tesisatının yenilenmesi ile alakalı girişimde bulunacağız" dedi. Açıklamanın ardından Celal Bayar Üniversitesi (CBÜ) Rektörü Prof. Dr. Mehmet Pakdemirli, Enerji Bakanı Taner Yıldız'a şilt takdim etti. Soma'daki temaslarını tamamlayan Bakan Yıldız, daha sonra helikopterle Soma'dan ayrıldı.

14 Mayıs 2014 Çarşamba

Mühendisler'den soma faciası ile ilgili şok iddia!

Soma'daki facia neden yaşandı? Şok iddialar
Elektrik Mühendisleri Odası Genel Başkanı Hüseyin Yeşil "Gerek bizim aldığımız bilgiler, gerekse arkadaşlarımızın madende yaptığı araştırmalardan olayın bir elektrik arızasından, pano patlamasından ve trafo patlamasından meydana gelmediğini belirledik" iddiasında bulundu.

Maden Mühendisleri Odası eski Başkanı Mehmet Torun'dan çarpıcı bir iddia geldi. Torun, facianın trafo patlaması değil daha önce çalışmış kömür damarının kendiliğinden yanması sonucu oluşmuş olabileceğini aktardı.

Henüz resmi bir açıklama yok. Facianın kesin nedeni inceleme sonrası ortaya çıkacak.

Manisa'daki maden faciasında yapılan çalışmaları yerinde takip eden Elektrik Mühendisleri Odası Genel Başkanı Hüseyin Yeşil ise "Gerek bizim aldığımız bilgiler, gerekse arkadaşlarımızın madende yaptığı araştırmalardan olayın bir elektrik arızasından, pano patlamasından ve trafo patlamasından meydana gelmediğini belirledik" iddiasında bulundu.

Olayın daha önceden işlenmiş bir damarın tutuşmasıyla meydana geldiğinin tespit edildiğini iddia eden Hüseyin Yeşil, "Bizim tespitlerimiz bir ihmalin olduğunu gösteriyor. Bunun araştırılması ve soruşturulması lazım. Sorumlular hakkında gerekli işlemlerin yapılması lazım" diye konuştu.

ESKİ KÖMÜR MÜ TUTUŞDU?

Maden Mühendisleri Odası eski Başkanı Mehmet Torun, Soma'da meydana gelen maden kazasına ilişkin DHA muhabirinin sorularını yanıtladı.
Mehmet Torun, facianın nedeninin trafo patlaması olmayabileceğini iddia ederek; "Her ne kadar sayın Bakan trafo patlaması diye duyurduysa da bizim izlenimlerimize göre, ocağa giremedik henüz ama, aldığımız bilgiler ışığında eski imalat dediğimiz daha önce çalışmış kömür damarının kendiliğinden yanması sonucu açığa çıkan karbonmonoksitin taban yollara, ana yollara dağılmasıyla 500'e yakın çalışan etkilemesi ve onları zehirlemesi sonucu oluşan büyük bir facia bu. Karbonmonoksit gazı tam yanma olmadan, yarım yanmasında çıkan gazdır. Burada da dünya madencilik tarihinde çok ciddi bir faciayla karşı karşıyayız. Aslında bu bir iş cinayeti. Odamızın daha önce ocaklarla ilgili raporları var. 3 maden mühendisi meslektaşımızı kaybettik. Şu anda 250'ye yakın maden işçisinin cenazesi çıkarıldı. Ve 150 civarında da maden emekçisinin de şu anda mahsur kaldığını biliyoruz" diye konuştu. Torun, facianın olduğu ocağın durumuna ilişkin şu değerlendirmeleri yaptı; "Açık konuşmak lazım bu havzanın belki de en iyi ocaklarından biri olarak söyleniyor. Daha berbatları var o yüzden söylüyorum. Ama bu eski imalat dediğimiz, eski çalışmalardan mutlaka uzak durulması gerekiyordu. Büyük ihtimalle böyle bir ihmal oldu."

8 Mayıs 2014 Perşembe

Bu eski uzay kapsülü 1 milyon euro'ya satıldı.

Sovyetler Birliği döneminden kalma bir uzay kapsülü 1 milyon Euro'ya satıldı.

Merkezi Almanya'nın Köln kentinde bulunan Lempertz Müzayede Evi tarafından Brüksel'de düzenlenen açık artırmada, uzay yolculuğu tarihine ait bazı önemli eşyalar satışa sunuldu. 

Bunlardan biri "Voswraschtschajemi Apparat" (dönüş kapsülü) adı verilen bir uzay kapsülüydü. 2.2 metre yüksekliğindeki ve yaklaşık 2 ton ağırlığındaki kapsül, 1970'li yıllarda 3 kozmonotu uzaya taşımıştı. 

Müzayede öncesi kapsülün elden geçtiği ve boyandığı belirtildi.

Yine Sovyetler Birliği döneminden kalma iki kozmonot giysisi de açık artırmada satılan eşyalar arasındaydı. 


Uzay kapsülü, kimliği gizli tutulan bir kişi tarafından 1 milyon Euro'ya satın alındı. "Sokol-KV2" model uzay giysileri ise 50 ve 55'er bin Euro'dan alıcı buldu. (DW Türkçe)

Akıllı Telefon küçük kızın cebinde patladı.

Samsung Galaxy S2, 7 yaşındaki minik sahibinin cebinde patladı ve büyük zarar verdi.

Geçtiğimiz gün Kazakistan’da gerçekleşen bir olayda, Samsung Galaxy S2, bahçede oyun oynayan Ariana Aitzhan adlı 7 yaşındaki bir kızın cebinde patladı. Bahçeden gelen çığlık sonucu aniden dışarı fırlayan anne ve baba, kızının yerde yattığını ve arkadaşlarının ise şoka girdiğini gördü.

Patlama neyse ki çocuğa ölüm tehlikesi yaratan bir yara vermedi fakat bacağına ciddi şekilde hasar verdi. Ariana deri nakli için hastaneye kaldırıldı ancak, yara izinin ameliyat sonrasında da kalacağı söyleniyor. Ebeveynler ise kızlarının hâlâ olayın şokunda olduğunu belirtiyor.

Kızın babası, olayın neden kaynaklandığını ve suçlularının bulunmasını istiyor. Samsung yetkilileri ise aileye bir tazminat ödemeyi ve kızın bütün plastik cerrahî masraflarını ödemeyi kabul etti. Olayın incelemeleri hâlâ devam ediyor.

Tablet ve akıllı telefonlar çocuklar için tehlike saçıyor.

Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Temel Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Koray Gümüş, günümüzde vatandaşı bekleyen sinsi hastalıklardan birisinin kuru göz rahatsızlığı olduğunu belirtti.

 Doç. Dr. Gümüş, daha fazla yaşlı ve genetik sorunu olan kişilerde görülmüş olan kuru göz rahatsızlığının artık 20’li yaşlara kadar düştüğünü ifade ederek, “Bilgisayar, tablet ve akıllı telefon çocuklarda kuru göz rahatsızlığı riskini artırıyor” diye belirtti.

“Kuru göz hastalığı toplumda çok fazla yaygın olan fakat bilinmeyen, fark edilmeyen bir hastalık” diyen Doç. Dr. Koray Gümüş, yoğun bir şekilde bu hastalığın insanlarda görüldüğü ve gün geçtikçe de şikayetlerin arttığına göze çarptı. Hastalığın birden fazla nedeni olduğunu işaret eden Doç. Dr. Gümüş, “Bütün insanlarda gözyaşı var. Bu gözyaşı kişilere gözlerimizi çok fazla daha rahat konforlu kullanıyor ve görme açısından faydası var. Ne vakit gözyaşının kalitesi bozuluyor yada görme oranı azılıyor. O vakit arıza başlıyor. Daha ileriye giderse gözde hasarlar kalıcı olabiliyor. Bizlerde bu hasar oluşmaması için çaba sarf ediyoruz. Zira bazı hasarlarda geriye dönüş olmuyor. Hastalarımıza bunu iletiyoruz. Topluma iletiyoruz. Duyarlılık oluşması şart” diye belirtti.

'TEKNOLOJİK GELİŞMELER GÖZ YAŞININ BUHARLAŞMASINA NEDEN OLUYOR'
Doç. Dr. Koray Gümüş, teknolojik gelişmelerin, klima yoğunluğu sebebiyle riskin daha da arttığına dikkat çekerek, klimalı ortamlarda bilgisayar karşısında çok fazla daha çok vakit harcamanın sıkıntıları birlikteliğinde getirdiğini anlattı. “Bu çok büyük risk oluşturuyor” diyen Gümüş, “Bizler gözlerimizi istemeden refleks olarak, olağan hayatımızda olması lazım gelen hareket gözleri kırpıyoruz. Ama bilgisayarın problem oluşturmasındaki en mühim neden gözlerimizi daha az kırpıyoruz. Gözler daha çok açık kalıyor. Açık kaldıkça göz yüzeyinde sıkıntılar oluyor. Gözyaşı buharlaşıyor. Göz kuruluğu şikayetleri başlıyor. Yanma, batma, gözde kum var imiş gibi hissetme, sürekli gözü kapatma, ağırlık hissi oluşmakta. Bu şikayetler toplumun çok büyük bir kısmında bazı zamanlar ve her daim karşımıza çıkıyor. Duyarlı olmak gerekiyor” diye açıkladı.

Göz kuruluğu şikayetinde bayanların erkeklere göre daha fazla risk grubunda olduğunu ifade eden Doç. Dr. Gümüş, doğuştan ya da genetik nedenlerden binaen var olan hastaların dışında artık 20’li yaşlardaki fazlasıyla insanın bile kendilerine bu şikayetle başvurduğunu anlattı. Bir hastanın yaşadığı şikayetle alakalı gelmekde olduğu noktayı ifade eden Gümüş, şunları belirtti; “Hastamızın sedef rahatsızlığı vardı. Hiç göz hekimine gitmemiş. Gözdeki problemlerinden haberi yok. Kirpik diplerinde problem var. Kirpik dibi iltihabı ve ona bağlı gözyaşı sorunu var. Hastanın gözün en ön tabakasında korneasında delinme ile geldi. Bu stil vakalar oluyor. İş işten geçmeden tedbirleri alınması lazım gelir. Bu mevzuda tedbir almak lazım gelir.

'KURU GÖZ HASTALIĞI 20’Lİ YAŞLARDA GÖRÜLMEYE BAŞLADI'
Doç. Dr. Gümüş, günümüzde 3 yaşındaki çocuğun direk bilgisayar karşısında, tablet, akıllı cep telefonunda oyun oynayarak yaşama başladığını anlatarak, “Buda göz kırpmayı azaltıyor. Bu yıllar içinde gözün ön yüzeyinde sıkıntılar başlıyor. Bu durumda olan çok fazla hasta var. Eskiden 20’li yaşlarda çok fazla çok kuru göz hastalığı görmezdik. Ama şimdi çok fazla görüyoruz. Yaş geriye doğru geldi ve bu lazım gelen önlem alınmazsa daha da gelecek gibi” diye belirtti.

'KORNEASINI KAYBETME AŞAMASINA GELEN HASTAMIZ VAR'
“Göz kuruluğunda ileri safhasında, yaş ilerledikçe sorunlar kulağa çok fazla kolay tanı gibi gelebiliyor. Ama dolasıyla bizler hekim olarak çok fazla uygunsuz vakalar gördük” diyen Doç. Dr. Koray Gümüş, bunun görme kaybı yapabilecek düzeyde olabildiğini anlattı. Gümüş, şu uyarıda bulundu; “Korneasında delinme ile gelen hasta oldu. Ameliyat oldu. Kimi durumlarda kornea gözün ön yüzeyinde yapışma olabiliyor. Göz iltihabı ile beraber bu isteksizlik ortaya çıkıyor. Mutlaka bizlerin muayene etmemiz lazım gelir. Yoksa insanımız bunu bilemez. Görme kalitesi ve düzeyi bozulabilir. Görme ön yüzeyinde yapışıklık oluşmakta. Bunlar ciddi sıkıntılar. Bu noktalara gelmese bile kişiler göz kuruluğu sebebiyle hayat kaliteleri bozulmuştur. Bozulduğunun farkında da olmayabilirler. Görme kaybı da olabilir.”

7 Mayıs 2014 Çarşamba

İpad'ler gözden düştü.

Araştırma şirketi IDC'nin açıkladığı son rakamlar Apple'ın sektörün lideri olan iPad'lerinin hızla pazar kaybettiğini gözler önüne serdi.

IDC'nin raporlarına göre, Apple'ın tabletleri her geçen gün daha az satıyor. Samsung ve Lenovo ise tablet konusunda Apple'dan açılan boşluğu seve seve dolduruyor.

Apple bir önceki çeyrekte 19.5 milyon iPad satmışken, son çeyrekteki satış rakamı 16.4 milyonda kaldı. Daha da acısı, Apple'ın iki çeyrek önce 26 milyonluk iPad satışıyla karşılaştırılınca, 16.4 milyonluk satış, 10 milyon adetlik düşüşü işaret ediyor.

Samsung ise tablet satışlarını geliştiriyor: Son çeyrekteki satış rakamları 11.2 milyon adet olarak gerçekleşti. Bir önceki çeyrek satışı ise sadece 8.5 milyondu.

Lenovo adet bazında 2.1 milyonluk satışıyla rakiplerinin gerisinde kalmış olsa da, bir önceki çeyreğe oranla satışlarını yüzde 224 arttırarak bir rekor kırmış bulunuyor.

Son çeyrekte satılan toplam tablet sayısı ise 50.4 milyon adede ulaştı.

26 Nisan 2014 Cumartesi

Galaxy S5'in fiyatı heryerde düştü

Samsung'un daha günler önce satışa sunulan amiral gemisi Galaxy S5'in fiyatı şimdiden ciddi oranda düştü. 

Güney Kore merkezli teknoloji devi Samsung'un son bombası Galaxy S5'in fiyatında sürpriz indirime gidildi. Hindistan'da 860 dolardan satışa sunulan Galaxy S5 bugünden itibaren 780 dolara alıcısını bulacak.

Aradaki bu fark ise 180 TL'yi buluyor. Hindistan'da yapılan indirimin çok geçmeden Türkiye başta olmak üzere birçok ülkede görülmesi beklenirken, Samsung'dan indirim üzerine herhangi bir açıklama yapılmadı.

Dikkat bu facebook linkinde virüs var!

Twitter ve Youtube gibi Facebook'un da kapatılacağı yalanını yayan hackerlar, Türkiye'de yeni bir bilgisayar virüsü salgını başlattı. 

Twitter ve YouTube'un ardından Facebook'un yasaklanıp yasaklanmayacağı hep soru işareti olarak kaldı. Bunu fırsat bilen hacker'lar ise Facebook'ta yeni bir salgın başlattı. 'Arkadaşlar Facebook Türkiye'de yasaklanıyor' başlıklı gönderilerde iki gündür patlama yaşanırken, kullanıcıların yasaktan etkilenmemesi için verilen linkteki programın indirilmesi isteniyor. Elbette ne böyle bir yasak söz konusu, ne de sizi yasaktan koruyacak bir program!

Gün geçmiyor ki Facebook veya Twitter'da yeni bir salgın baş göstermesin. Son olarak Facebook'un yasaklanacağını iddia eden bunun sözde reçetesini sunan mesajlar sosyal medyada hızla yayılıyor. İşte o mesaj;

"ARKADAŞLAR FACEBOOK TÜRKİYE'DE YASAKLANIYOR!!!

Bu hafta sonu Facebook Türkiye'de yasaklanacağını söylüyor bütün haberler. Biraz araştırma yaptım ag antisansür diye bir program buldum. Şu an YouTube'a falan girebiliyorum sanırım Facebook'ta da işe yarar. Lütfen herkes programı indirip kursun AG Antisansür"

Bu şekilde hacker'lar kullanıcıları virüs olduğu şüphe götürmeyen link'e yönlendirirken, link'e tıklayan kullanıcıların bilgisayarına 'antisansür.exe' isimli bir dosya yükleniyor.

Virüsün bilgisayarda nelere yol açtığı henüz bilinmezken, ilk etapta "Facebook yasaklanıyor" başlıklı mesajı kullanıcının hesabından paylaştığı ve bu şekilde yayılma şansı bulduğu dikkat çekiyor.

ASLA TIKLAMAYIN

Facebook'un yasaklanması gibi bir şey söz konusu değil. Böyle bir şey olsaydı dahi adı sanı duyulmamış ve kimden geldiği belli olmayan bu tür link'lere tıklayarak .exe soyadlı dosyaları indirmek oldukça tehlikeli. Bilgisayarları kontrolüne kolayca alabilecek bu tip programlardan kurtulmak da yüklemek kadar kolay olmadığından ve her antivirüs yazılımı bu hataları bertaraf edemediğinden siz siz olun, bu tip iletileri dikkate almayın.

Ülkemizde halen erişime kapalı olan YouTube'a girmek isteyen kullanıcılar istedikleri halde DNS numaralarını değiştirebileceği gibi, güvenilir VPN uygulamalarını da indirerek siteye erişim sağlayabiliyor.

22 Nisan 2014 Salı

Akıllı evler ne kadar akıllı?

Hızla gelişen teknoloji, hayatın her alanına olduğu gibi yaşam alanlarına da sıçrıyor. Bundan birkaç sene önce ismi yeni yeni duyulmaya başlanan akıllı ev sistemleri, şu anda teknolojik gelişmeleri takip eden pek çok kişinin evinde kullanılıyor.

 Yeni yapılan birçok konutta ise “standart” olarak sunuluyor. SmartLife, standartların üstündeki teknolojisiyle konforun yanı sıra güvenlik ve tasarruf da sağlıyor.

Akıllı ev neleri akıl ediyor? 
SmartLife'ın akıllı anahtarları ve kumandaları ile evdeki her türlü cihaz tek dokunuşla kontrol altına alınabiliyor. Sinema keyfi için tek bir dokunuşla perdeler indirilebiliyor, lambalar kısılabiliyor ve ortam sıcaklığını ayarlanabiliyor. Aynı anda, farklı mekanlarda, farklı müzikler dinlenebiliyor. SmartLife konforun yanında enerjiden %25 tasarruf etme olanağı da sunuyor. SmartLife evde değer verilen her şeyin güvende olması için sadece uyarmıyor, tehlikelere karşı korumayı da akıl ediyor. Kullanıcı her nerede olursa olsun, bir dokunuşla evini izleyebiliyor, istediği cihazları kontrol edebiliyor.

Neden akıllı ev?
Dakikaların bile önemli olduğu, zamanla yarışılan günümüz dünyasında gereksiz yere zaman kaybettiren pek çok işlemin otomasyon sistemi tarafından yerine getirilmesi, SmartLife'ın konfor anlayışının temelini oluşturuyor.

Akıllı Ev Sistemleri birçok komutu arka arkaya getirerek gerçekleştirdiği senaryolandırma seçeneği ile kolaylık sağlıyor. Sabah belirli bir saatte kahve makinesinin çalıştırılması, su ve ev sıcaklığının ayarlanması, evde yaşayanlar evden çıktıktan sonra tek tuşla bütün cihazları ve ışıkları kapatıp ısıtıcıyı ekonomik moda alması, ev sahibinin iş yerini arayarak asistanına yola çıktığını telefonla haber vermesi; Akıllı Ev'in kullanıcı uyanıp evden ayrılana kadar gerçekleştirebileceği senaryolar arasında yer alıyor.

Evde kimse yokken eve yaklaşan biri olduğunda ışıklar, müzik sistemi veya televizyon açılarak evin dolu olduğu izlenimi veriliyor. Tüm elektrik sistemi otomasyon sistemi tarafından kontrol edildiği için yangın çıkma ihtimali minimuma indiriliyor. Ayrıca herhangi bir yangın tespit edildiğinde gaz vanaları ve havalandırmalar otomatik olarak kapatılarak yangınların büyümesi engelleniyor. Sadece yangın değil, gaz kaçağı, su basması, duman, ısı dedektörleri ve kendiliğinden devreye giren koruma sistemleri sayesinde kullanıcı kilometrelerce uzakta olsa bile aklı evde kalmıyor, ev dışından tek bir telefon ile arayarak ya da SMS göndererek elektrikle çalışan herhangi bir cihazı kapatabiliyor ya da açabiliyor. Konforu ve güvenliği sunmasının yanında aynı zamanda bütçe dostu da olan SmartLife Akıllı Ev Sistemleri, cihazların ucuz tarife zamanlarına göre planlanması, gereksiz ışıkların söndürülmesi, ısıtmanın otomasyonla denetimi gibi yöntemler ile %30'a varan oranda tasarruf sağlıyor.

20 Nisan 2014 Pazar

Tüketicilere ‘ucuz cep’ kazığı uyarısı

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, piyasadaki tablet bilgisayar ve cep telefonu gibi ürünlerde önemli kalite farkları bulunduğunu belirterek, tüketicileri piyasa fiyatının oldukça altında satılan ürünlerin kalitesi konusunda uyardı.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, son zamanlarda, çeşitli televizyon ve radyo kanallarında fiyatı piyasaya göre çok düşük bilgisayar, cep telefonu ve benzeri teknolojik ürün reklamlarına yer verildiğinin gözlemlendiği ifade edildi. Açıklamada, şu ifadelere yer verildi. “Tüketicilerin telefon, kısa mesaj, internet gibi iletişim araçları vasıtasıyla yaptığı alışverişlerin hepsi hukuki olarak mesafeli satış olarak adlandırılmaktadır. Mesafeli satış yöntemiyle satın alınan ürünler teslim alındıktan sonra satıcı firmaya bildirimde bulunmak kaydı ile mevcut 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanuna göre 7 gün içinde hiçbir gerekçe  belirtmeksizin yapılan alışverişten cayma hakkı bulunmaktadır.

 28 Mayıs 2014’te yürürlüğe girecek olan 6502 sayılı yeni Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ile bu 7 günlük süreyi 14 güne çıkartmış bulunuyoruz. Bu bildirimden sonra satıcı, mevcut Kanuna göre 10 gün, yeni kanuna göre 14 gün içinde tüketicinin ödemiş olduğu toplam bedeli hiçbir kesinti yapmadan iade etmek zorunda.”

Ambalaja dikkat edin
Açıklamada, tüketicilerin kendilerine sahte, belgesiz, faturasız ya da herhangi başka bir nedenden dolayı ayıplı bir ürün teslim edilebileceğini göz önünde bulundurarak ürün ambalajını kargo şirketi görevlisinin yanında açmasının teslimat sonrasında yasal haklarını kullanabilmesini kolaylaştırdığı kaydedildi.
Mağduriyet yaşayanlar, 1.272 liranın altındaki uyuşmazlıklar için ilçe kaymakamlığı bünyesindeki Tüketici Sorunları Hakem Heyetine, bu rakamı aşan uyuşmazlıklar için tüketici mahkemelerinde dava açılabiliyor.
Açıklamada, 28 Mayıs 2014 sonrası 3 bin liraya kadar olan uyuşmazlıklar için tüketici hakem heyetlerine başvuru yapılabileceği de bildirildi. Milliyet

18 Nisan 2014 Cuma

Ses kaydı nasıl montajlanır? Montaj olduğu anlaşılabilir mi?

Başbakan Erdoğan, oğlu Bilal Erdoğan ile arasında geçen konuşmaların montaj olduğunu savundu; uzmanlara göre arka plandaki sesler sayesinde montaj kolayca anlaşılabilir

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, oğlu Bilal Erdoğan ile yaptığı iddia edilen telefon konuşmalarının kayıtlarının yayınlanmasının ardından kayıtların montaj olup olmadığı tartışılıyor. Başbakan Erdoğan ile oğlu Bilal Erdoğan arasındaki ses kayıtlarının montaj olduğu iddialarına ilişkin değerlendirmede bulunan uzmanlar montajın laboratuvar ortamında kolayca anlaşılabileceğini belirtiyor. 

Başbakan Erdoğan Meclis grup toplantısında bu kaydın montaj olduğunu savunması üzerine Al Jazeera Türk’ten Murat Utku, böyle bir ses kaydının nasıl montaj yapılabileceğini, ses laboratuvarlarında bir sesin üretilip üretilemeyeceğini araştırdı.

 

Arka plandaki sesler
 

Bilgi Üniversitesi Müzik Bölümü Başkanı Tolga Tüzün, kurgunun anlaşılabilmesi için ne yapılması  gerektiğini şöyle anlattı:

“Kriminal laboratuvarlarda çok net yapılan bir audio analiz vardır. Sesin ne olduğu audio analiz sonucunda bulunur. Yapılacak şeyler bellidir. Çıplak kulakla değilse de analizde bir yazılım ile muhakkak anlaşılır.”

Tüzün, bu konuda özellikle “dip sesler”in, yani sesi kaydedilen kişinin çevresindeki seslerin önem taşıdığını söyledi. Konuşan kişinin çevresindeki bu doğal sesler eğer böyle kurgu yapıldıysa bunun ortaya çıkarılabilmesi için en önemli faktör. Kurgu olup olmadığını anlamak için bu dip seslerin dışında, sesler arasındaki geçiş noktalarına, konuşma sırasındaki etkinliklere de bakılması gerekiyor.

Bunun yapılabilmesi için herhangi bir bilgisayar kullanılabilir. Fakat Tüzün’e göre böyle bir kurgunun anlaşılmayacak bir şekilde yapılması zor. Tüzün, “Başbakan’ın olduğu söylenen kayıtları TÜBİTAK’a gönderirseniz, böyle bir analiz yapma imkânı vardır. Veya dışarda bu işi yapan laboratuvarlar var. Bir takım devletlerin kriminal ve adli tıp labarotuvarları bu analizleri yapmakta gayet yetkindir. Oralara gidersiniz, raporu alırsınız, ortaya çıkar. Bu ‘Montaj mı, değil mi?’ tartışması yapmayı gerektirmeyecek kadar teknik bir iştir.” dedi.

 

Laboratuvar analizi şart
 

Çıplak kulakla bir kaydın kurgu olduğunu anlamak mümkün değil. Bunun için teknik imkanların devreye sokulması gerekiyor. Kulağın sesleri algılama eşiği var. Bunun dışında kalan frekansla ancak teknik analiz ile ortaya çıkarılabiliyor. Bunun için konuşmanın akışı, yani seyri de önem taşıyor. Tüzün, ayrıca kayıtlarda montaj yapanların, sesi montajlayacağı kişilerin seslerindeki “Fonetik unsurları” da analiz etmesi gerektiğini söyledi:

“Frekans içeriğine de bakmak lazım. Spektral analize soktuğumuz zaman frekans içerikleri de farklı olur. Bir sesin değişik yerden alınıp alınmadığı spektral analiz sonucu belli olabilir.”

 

Özel yazılımlar
 

Bilişim hukukçusu Gökhan Ahi, “Ses montajı, evlerde kullanılan herhangi bir bilgisayarda kurulacak amatör yazılımlarla dahi kolaylıkla yapılabiliyor. Ancak, bir ses montajı da ne kadar büyük bir uzmanlıkla ve yüksek teknolojiyle yapılırsa yapılsın, montaj olup olmadığı ses uzmanlarıyla ve özel adli bilişim yazılımlarıyla da anlaşılabilir” dedi.

Ahi, daha önce gördüğü bir çok bilirkişi raporunda olduğu gibi, analizler seslerin grafik verilere dönüştürülerek doğal akışı, arka plan gürültüleri, aralık düzeni, perde akışı gibi teknik incelemelerin yanı sıra, inceleme konu sesin sahibinin konuşma aksanı, vurgusu, stres düzeyi, konuşma hataları gibi bir çok parametreye göre inceleme yapıldığını belirtti. Ahi, “Her ne kadar bir çok parametre incelenmiş de olsa, hiç bir olguya yüzde yüz kesin gözüyle bakılmamaktadır. Fakat sonuçların doğruluk payı genelde yüzde 99’un üzerindedir” dedi.

 

Yargıtay içtihatları
 

Bilişim hukukçusu Ahi, Türkiye’de resmi olarak ses incelemesini Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Kriminal Laboratuarların yanı sıra bazı adli bilirkişiler ve üniversitelerin de yapabildiğini söyledi.

Yargıtay da ses analizleri konusunda “telefon kayıtlarının delil olduğu davalarda, sanıkların kaydı veya sesini inkar etmesi halinde, sanığın ses kaydıyla, verdiği ses örneğinin mutlaka teknik olarak karşılaştırılması ve incelenmesi gerekir" yönünde karar veriyor.

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Müzik İleri Araştırmalar Merkezi (MİAM) öğretim üyesi Cem Çınlar da bir ses kaydının sahte olup olmadığının dış sesler ile anlaşılabileceğini söyledi:

“Temelde bir şeyin kolaj olup olmadığını backround denilen bu arka plandaki seslerden anlarsınız ve bu arka fonla ilgili çalışmaları düzgün yaptığınız süre içerisinde bu mümkün olabilir.”

İnternette yayınlanan kayıtlarda bazı noktalarda sesin belli noktalarda zayıflaması, gidip gelmesi, kaydın nasıl alındığıyla alakalı.

Çınlar, “Sesin montaj olduğunu da bir insanın konuşmasındaki nefes, vurgular, tonlama, buradaki farklılıklar da en temel şeylerden biri. Onları düzeltemezsiniz, ses seviyelerini ayarlayarak belki bir şeyler yapabilirsiniz ama bu da elinizdeki sesin ne olduğuna bağlı” diye konuştu.

Cem Çınlar özellikle miiting alanında yüksek sesle yapılan konuşmalar için montaj yapmanın daha kolay olduğunu, telefon görüşmelerinde ise bunun daha  zorlayıcı olduğunu söyledi:

“Ama aynı tonda heyecanlı bir şey anlatıyorsa ya da benzeri bir şey yapyıyorsa ve aynı ses tonuyla devam ediyorsa almak bir nebze daha kolaydır. Yani bunun o kadar fazla değişkeni var ki.”

Çınlar, ses montajı yapılan kişinin iyi etüt edilmesi gerektiğini belirtti:

"Ne zaman nefes alıyor, nasıl tonlama yapıyor, vurgularını nerde yapıyor, ondan sonra o gerçekten o kişi mi değil mi diye belki bir nebze yaklaşabilirsiniz."

 

Kriptolu konuşmalar
 

Çeşitli kaynaklarda kriptolu telefonların nasıl dinleneceğine dair bilgilere de rastlamak mümkün. Kriptolu telefonlar, genellikle sayısal şifreleme üzerinden güvenli konuşma imkanı sağlıyor. Normal şartlarda bu güvenli hattı dışardan dinleyebilmenin tek yolu aynı kriptolama sistemiyle kriptolanmış üçüncü bir alıcıyla bu hatta girmek. Bunun için de ses kaydı yapılan kişi ile ya bu teknolojiye sahip olan başkaları tarafından ya da bu teknolojiyi kendilerine sağlayanlarca dinlenmiş olabilir. Sayısal şifreleme kullanıldığı için bu tür kayıtlarda açık hatlara oranla montaj yapma olasılığnın daha düşük olduğu ifade ediliyor. Zira her aramada yeni bir sayısal kripto kullanıldığından, bri kriptolu sesin bir başka kriptolu sesle birleştirilmesinin zorluğuna dikkat çekiliyor. 

17 Nisan 2014 Perşembe

Google'dan 50 dolara telefon

Project Ara adı verilen Google 'ın sürprizlerle dolu akıllı telefonu, Google'ın mobil işletim sistemi Android'i kullanacak. Cihazın en önemli özelliği ise kullanıcının ihtiyacına göre ana bir çerçeveye takıp çıkarılabilecek modüllerden meydana gelmesi... Peki bu ne demek?

Örneğin kullanıcı bu telefonu daha çok fotoğraf çekmek için kullanmak istiyor ve bu doğrultuda daha yüksek kalitede bir kamera ihtiyacı duyuyor. İşte tam bu noktada kullanıcı cihazın desteklediği güçlü bir kamerayı temin ederek telefona entegre ediyor. Böylece daha kişiselleştirilmiş ve uzun vadeli kullanılabilecek bir telefon ortaya çıkıyor.
 
Bir diğer kullanıcı fotoğraftan ziyade batarya ömrünün yüksek olmasını istiyorsa batarya parçasını değiştirebilecek. Kısacası cihazın ana mantığı pek çok parçasının ayrı ayrı değişebilmesi ve kullanıcının bu sayede eksik gördüğü donanımları güncelleyebilmesi.
Ocak 2015'te piyasaya sürülmesi planlanan telefonun başlangıç kitinin fiyatı sadece 50 dolar

Popüler Yayınlar