Search This Blog

sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ağustos 2014 Pazartesi

Aşırı Güneş katarakt yapıyor.

Namık Kemal Üniversitesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Gamze Varol Saraçoğlu, çocukların, gebelerin, yaşlıların ve kronik hastalığı olanların özellikle çok nemli havalarda doğrudan güneşe maruz kalacak şekilde dışarı çıkmaması gerektiğini belirtti.

Risk grubundaki kişilere dışarı çıkarken şapka ve güneş gözlüğü kullanmasını öneren Saraçoğlu, şöyle konuştu: "Güneşe fazla maruz kalmak, gözlerde erken yaşta katarakt oluşmasına neden oluyor. Ayrıca cilt kanserini de tetikliyor. Sürekli dışarıda çalışmak zorunda kalan işçiler de güneş gözlüğü kullanmalı. Koruyucu kremler de cilt kanserinin önlenmesi açısından önemli. Özellikle dudak ve burun kenarları ve kulak kepçesinin olduğu bölümler güneşe daha fazla maruz kalıyor. Buraları daha çok korumalı."

Saraçoğlu, aşırı sıcaklarda su ya da maden suyu içilmesini önerdiklerini, mısır şurubuyla tatlandırılmış ürünleri tavsiye etmediklerini kaydetti.

Dikkat sıcak hava baş ağrısı yapıyor

Sıcak hava baş ağrısı yapıyor.

Güneş ışınları etkisini artırdıkça, baş ağrılarının şiddeti de artabiliyor. Ancak bu durum, yaz mevsiminin keyfini çıkarmaya engel değil.

Sıcak hava baş ağrısını tetikleyen faktörler arasında. Ancak bulunulan ortamdaki hava sıcaklığının kontrol edilmesi ve uygun tedavi yöntemlerinin uygulanması ile yaz ayları daha keyifli hale gelebilir.

Memorial Antalya Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Uz. Dr. Bilge Bıyıklı, yaz aylarında rahatsız edici boyutlara ulaşabilen baş ağrıları hakkında bilgi verdi ve sıcakların tetiklediği ağrılara karşı alınabilecek önlemleri şöyle anlattı:

UZUN SÜRE KLİMA KULLANIMI BAŞ AĞRISINI TETİKLER
“Mevsimsel değişiklikler baş ağrıları üzerinde etkilidir. Yaz aylarında, sıcakların artmasıyla baş ağrısı şikâyetlerinde de artış gözlenmektedir. Kronik ağrıları olan kişiler bunun çoğunlukla farkına bile varamayabilir. Oysaki bilimsel çalışmalar sıcak havalarda damarların genişlemesiyle baş ağrılarının da arttığını göstermektedir. Sıcak hava, tansiyon yükselmelerine neden olduğu için özellikle hipertansiyon hastalarında tehlikeli bir durum yaratabilir. Yüksek tansiyon da sıklıkla, kendisini ensede ağrı ile gösterir. Sıcakların yanında lodos da özellikle migreni tetikleyen en önemli nedenlerden biridir. Sıcaklar nedeniyle artan klima kullanımı da, baş ağrılarına neden olur. Klimalı ortamda uzun süre bulunmak baş ağrılarına yol açabilir.

4 Ağustos 2014 Pazartesi

Doğal destekleyici bir içecek : Ayran

Köpüğü, yağlı, aroması ve lezzetiyle vazgeçilmez tatlardan olan ayranın, hem sağlık açısından hem de serinletici etkisi nedeniyle özellikle yazın tüketilmesi tavsiye edildi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından "milli içki" olarak nitelendirilen ve her mevsim tüketilen içeceklerin başında gelen ayranın, yöreden yöreye yapılışı ince ayrıntılarıyla farklılık gösteriyor. Küçükbaş hayvancılığın, belde ve köylerinde yaygın olarak yapıldığı Şanlıurfa'da ayran, bölgeye özgü yağlı yoğurttan üretiliyor.

Lezzetindeki sırrı, köpüğündeki süt yağında gizli olan ayran, koyun sütünden yapılan yoğurttan üretildiğinde ise gerçek tadına ulaşıyor. Geleneksel yöntemlerin yanı sıra makinelerde de üretilen ayran, çeşitli evrelerden geçirilerek sofralara sunuluyor. Yaz aylarında sıcaklığın 50 derece civarına ulaştığı Şanlıurfa'da, özellikle yazın serinlemek için içecek olarak ayran tercih ediliyor.

Hem doğal hem serinletici

Harran Üniversitesi (HRÜ) Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Hayoğlu, sıcakların etkisi, günlük koşturmalar ve spor aktiviteleri sırasında vücudun su kaybederken mineral maddelerin de kayba uğradığını söyledi. Bunun sonucunda vücudun elektrolit dengesinin bozulduğunu, tansiyon, baş dönmesi, baş ağrısı, toleransın düşmesi, sinirlilik ve göz kararması ile halsizlik problemlerinin ortaya çıktığını belirten Hayoğlu, bu durumun sağlık problemleri ortaya çıkardığını dile getirdi.

Hayoğlu, vücuttan kaybolan su ve mineral maddelerin en kısa zamanda yerine konması gerektiğini ifade ederek, şöyle konuştu:

"Bunun ise doğal ve destekleyici gıdalar tarafından sağlanması en iyi ve uygun olanıdır. Ayranda hem doğal olması hem de içerdiği besin maddeleri ve mineraller açısından bu doğal destekleyici gıdaların başında gelmektedir. Ayran ideale en yakın besin olan sütteki tüm besin maddelerini içermesi yanında fermente bir içecek olduğundan süte göre bazı avantajlara da sahiptir. Örneğin laktoz intoleransı olan ve süt içemeyen kişiler, sütteki laktoz parçalandığı için ayranı rahatlıkla içebilir."

Vitamin çeşidi yönünden zengin olan ayranın faydaları

Hayoğlu, ayranın içerdiği proteinlerin yanı sıra çok sayıda vitamin çeşidini de barındırdığını belirterek, şöyle devam etti:

"Ayran, vücut için gerekli olan yağ asitleri ve başta kalsiyum olmak üzere, magnezyum, potasyum, sodyum, fosfor ve çinko gibi mineral maddeler bakımından çok önemli ve faydalı bir kaynaktır. İçerdiği kalsiyum hem kemik erimesini önleme açısından hem de özellikle çocuklarda kemik ve diş gelişimi ve sağlığı açısından oldukça önemlidir. Ayran ayrıca yağda eriyen A,D,E,K vitaminlerinin vücuda alımına da katkı sağlar. Ayran içerdiği laktik asit ve laktik asit mikroorganizmaları sayesinde sindirim sistemini rahatlatır ve düzenler, bağışıklık sistemini güçlendirir, gıda zehirlenmesi ve kanser gibi sağlık problemlerine karşı vücudu destekler, sakinlik verir, dinlendirici, serinletici ve ferahlatıcı özellik gösterir."

Hayoğlu, sıcakların kendini hissettirmeye başladığı bu dönemde insanlara suni ve sağlıksız içecekler yerine hem sağlıkları hem de serinlemeleri için ayran içmelerini tavsiye ettiklerini kaydetti.

Günde bir kase üzüm ye kanser olma.

ÜZÜMÜN FAYDALARI DUYANLARI ŞAŞIRTIYOR.

Üzüm; A vitamini, B1 vitamini, C vitamini, E vitamini, demir, kalsiyum, potasyum, sodyum, magnezyum ve fosfor gibi vitaminler ve mineraller açısından oldukça zengin bir besin. Sağlık sorunlarında getirdiği çözümler ise en az içeriği kadar fazla. Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Çiğdem Bölük Öngüner, üzümün mucizevi etkilerini anlattı.

Üzüm kansere karşı koruyor

Üzümün en önemli özelliği, çok güçlü bir anti-oksidan olmasıdır. E vitamininden 50, C vitamininden ise 30 kat daha fazla anti-oksidan özellik göstermektedir. Bilinen tüm meyveler içinde en güçlü anti-oksidandır. Bu yönüyle de kansere karşı koruyucudur.

Kanser tedavisindeki olumsuzlukları gidermeye yardımcı olur. Özellikle siyah üzümün kabuğunda ve çekirdeğinde anti- kansorejen ve anti-oksidan özellik taşıyan maddeler bulunmaktadır. Araştırmalar bu maddelerin beyin hücrelerini koruduğunu göstermektedir.

Kolesterolü dengeliyor

Üzüm kalp damar sağlığı açısından da oldukça faydalıdır. Yüksek kolesterol problemi yaşayan kişilere kolesterol düşürücü olarak önerilmektedir. Kolesterol üzerine etkisi, iyi kolesterolü yükseltip kötü kolesterolü düşürmesi şeklinde gerçekleşir. Resveratroller, kan damarlarını ve kılcal damarları güçlendirerek damarları korumaktadır. Böylece damar sertliğini önleyerek hem kalp krizi riskini hem de yüksek tansiyon sıkıntısını azaltmaktadır.

Kataraktın düşmanı üzüm

Üzümün içindeki proantosiyanidinler beyin ve karaciğer hasarı üzerine beta karoten, C vitamini ve E vitaminlerinden daha güçlü bir koruyucu etki göstermektedirler. Ayrıca bu maddeler, kanın sulanması ve kan akımının hızlanmasında da görev almaktadırlar. Böylece özellikle gözdeki kılcal damarları güçlendirerek gözün saydam tabakasını korumakta, ilerleyen yaşlarda ortaya çıkan görme bozukluklarının azalmasına da yardımcı olmaktadırlar. Ayrıca katarakt oluşumunu da engellemektedir.

Üzüm cildin yaşlanmasını geciktiriyor

Üzümde bulunan flavanoidler ciltteki kollajen ve elastin dokularını koruyarak erken yaşlanmayı önlerler, cildin sıkı ve elastik olmasını sağlarlar. Hücre yenileyici etkisi ile cildin güzelleşmesine yardımcı olurlar. Üzüm antihistaminik özellikte taşımaktadır. Üzüm çekirdeği histamin salgısını azaltarak alerjiye karşı önleyici etki göstermektedir.

Saçları güçlendiriyor

Flavanoidler, saç hücreleri üzerine de etkilidirler. Saçın büyümesini uyarırken saç hücrelerinde de artışa neden olurlar. Platelet agregasyonunu engelleyerek felce karşıda koruyucu etki göstermektedirler.

Dikkat eksikliğinin ilacı

Üzüm çekirdeği kullanımı deri hastalıklarına iyi gelmektedir. Yapılan çalışmalar, üzüm tüketiminin çocuklarda dikkat eksikliği- hiperaktivite problemlerinede faydalı olduğunu göstermektedir.

Üzüm anti-oksidan ve demir içeriği yüksek bir meyve olması nedeniyle yorgunluğun giderilmesinde etkilidir ve unutkanlığa karşı da koruyucudur. Aynı zamanda üzüm tüketimi C vitamininin etkisini de artırmaktadır. Kan yapıcı özelliği ile üzüm kansızlığa da iyi gelmektedir. Kansızlık için ayrıca üzümden yapılan pekmez ve üzüm suyu tüketilebilir.

Günde 1 kase üzüm stresi azaltıyor

Üzümün posa içeriği de oldukça yüksektir. Hazmı kolaylaştırıcı ve kabızlığı giderici etki göstermektedir. Üzümün, taze olarak günde bir orta boy kase kadar (200gr) ya da kuru olarak 1 kahve fincanı tüketilmesi, yorgunluğun giderilmesine ve stresin azalmasına yardımcı olmaktadır.

Unutulmamalıdır ki; üzüm şeker içeriği de yüksek bir besindir. Bu yüzden şeker hastalarının üzüm tüketim miktarlarına dikkat etmeleri gerekmektedir.

25 Temmuz 2014 Cuma

Biberiye yağı ile canlı saçlar ve cilt bakımı

Biberiye yağının saça ve cilde faydaları


Biberiye, iğneye benzeyen ince yapraklı, daima yeşil kalan bir bitki türüdür.

Biberiye yağının saça ve cilde faydaları resimleri

Biberiye bitkisi pek çok yönde faydalı bir bitki olarak hem zayıflamada, hem cilt bakımında hemde hijyen sağlamada oldukça başarılıdır.

Biberiye çayı özellikle sindirim sistemine faydalıdır. Yağı ise cilt bakımında kuıllanılır. Ayrıca Biberiye, derin temizlik sağlar ve antibakteriyel ürünlerden daha mikrop kırıcı özelliğe sahiptir.

Zihne ve bedene canlılık veren ve tansiyon düzenleyici bitkisel etki yapan biberiye yağı, profesyonel spor yapanlar tarafından da masaj biçiminde kullanılmakta ve kas ağrılarına, kas kramplarına karşı faydalı tarafından yararlanılmaktadır.

Biberiye yağının saça Faydaları:
Saç dökülmesi alopesi şikayeti olanlar, saç uçlarında kırılma görülenler için ve ayrıca migren ağrıları için saç ve kafa derisi bölgesinin masajı son derece faydalı olmaktadır.  Biberiye Yağının Saça Faydaları sadece saç dökülmesi için değil kepek şikayeti olanlar için de son derece önem arz eder. Saçları besleyen biberiye yağı, saç köklerini ve dokusunu besleyerek saç dökülmesine mani olur.  Yağlı saçlar için biberiye yağı iyi bir saç temizleme kürü olabilmekte ve saçları yağlardan arındırmak için bir hayli işe yaramaktadır.  

Biberiye Yağının cilde Faydaları:
Biberiye de bulunan turmerik yağlar  cildin ph dengesini dengede tutuyor.  Alternatif bitkisel tedavi yöntemlerinde sıkça kullanılan biberiye yağı burun tıkanıklığı için papatya yağı ile birlikte kullanıldığında önemli bitkisel faydalar sağlıyor.

Postişler saça zarar verir mi?

Saça Zarar Veren Maddeler neler


Saçlar özellikle biz kadınlar için oldukça önemlidir. Saç bakımı yapmanın yanısıra saçlara zarar veren maddelerden de uzak durmak şarttır. İşte saçınıza zarar veren 5 madde:

   Saç spreyleri

Saç spreyi gerekli olduğunda, az miktarda ve saçlarınızın diplerine değil uçlarına doğru uygulanmalıdır. Yoğun saç spreyi saçlarınızın kırılmasına ve aşırı kimyasal madde içerdiğinden dolayı saç dökülmelerine neden olur.

   Çok fazla şampuan kullanmak

Şampuan ve saç kremleri saç bakımı için size yardımcı olabilir ancak fazla kullanmak saç derinize zarar verir ve saçlarınızın kurumasına neden olur.

   Kimyasal olan saç boyaları

Kimyasal saç boyaları farklı kimyasal ürünlerden meydana gelmektedir. Eğer saçlarınıza yeni bir renk vermek istiyorsanız bu boyalar oldukça tehlikelidir. Kimyasal içerikli boyalar uygulama sırasında tırnak etlerine ve saç diplerine kalıcı hasara sebep olur. Ayca astım, solunum hastalıkları ve cilt alejileri gibi pek çok rahatsızlığa sebep olur.

   Sıkı saç aksesuarları

Sıkı saç aksesuarları saç köklerinin kopmasına sebep olur. Sıkı saç bantları, tokalar ya da aksesuarlar uzun süre saçınızda kaldıklarında saç derinizin köklerine zarar verir.

   Postişler

Özel bir davet ya da düğün belki de birkaç gün sürecek bir saç değişikliği. Sebebi her ne olursa olsun postişler yardımıyla saçlarınızı uzatmak isteyebilirsiniz. Ancak bunları kullanırken ve çıkarırken yapıştırıcılar sayesinde saçlarınızda kırılmalar ve kalıcı dökülmeler meydana gelebilir.

Saçlarınızı hızlı uzatmanın formülü.

Saçlarınızın hızlı uzamasını istiyorsanız yapmanız gereken dikkat etmeniz gereken şeyler olduğunu unutmamalısınız.

Saç Nasıl Hızlı Uzar? resimleri

Cildinize gösterdiğiniz özeni saçlarınızada göstermeniz gerekiyor bayanlar.Saçlarınıza uygun şampuan kullanımından sonra banyo yaparken kafa derinize masaj yapmanız gerekmektedir.Ayrıca saçlarınızı güneşin zararlı ışınlarından korumak da saçlarınızın çabuk uzaması için oldukça etkilidir.Saçlarınızın ihtiyaç duyduğu besleyici maddeleri almasını sağlamalısınız.

Saçlarınızın hızlı uzaması için protein ve E vitamini, meyve, sebze ve et yemek saçınızı hızlı uzatmanın etkili yollarından birisi olduğunu unutmayın.Ayrıca Meyve, sebze ve balıkta bulunan besleyici maddeler saçınızın daha hızlı uzaması için ihtiyaç duyduğu şeyler olduğunu unutmayın.

Saçlarınızın hızlı uzaması için günlük su ihtiyacınızı karşılamalısınız günde en az 10 bardak su içmeniz gerekmektedir.
Saçınızın susuz kalmamasına yardım edebilir. Bu, saçınızın doğal nemini ve parlaklığını korumanın kesinlikle iyi bir yoludur.

23 Temmuz 2014 Çarşamba

Havuza girerken lenslerinizi çıkartın

Dr. Özdemir, 'Lenslerinizle havuza asla girmeyin. Eğer lens takacaksanız, havuz gözlüğü kullanın ve içine su girmemesine dikkat edin.'
 

Türkiye gazetesinden Ziyneti Kocabıyık'ın haberine göreDr. Özdemir, 'Lenslerinizle havuza asla girmeyin. Eğer lens takacaksanız, havuz gözlüğü kullanın ve içine su girmemesine dikkat edin.'

Acıbadem International Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Nezih Özdemir, lensle havuza girmenin tam görme kaybına kadar gidebilen ciddi sorunlar oluşturabileceği uyarısında bulundu.

Özellikle hijyenik olmayan havuzlarda lens kullanan kişilerin göz enfeksiyonlarına yakalanma riskinin yüksek olduğunu söyleyen Dr. Özdemir, “Lens kullanıcılarına şu uyarılarda bulundu:
> Günlük lenslerin mikrop tutma riski çok daha düşük olduğu için mümkünse bu lensleri tercih edin.
> Lens almadan önce mutlaka bir göz hekimine başvurarak, hangi lensin sizin için uygun olduğunu öğrenin.
> Lensi takarken ve çıkarırken ellerinizi mutlaka yıkayın.
> Lensin solüsyonda kullanım kurallarına özen gösterin.
> Lenslerinizle havuza asla girmeyin. Eğer lens takacaksanız, havuz gözlüğü kullanın ve içine su girmemesine dikkat edin.
> Lensle uyumayın. Çünkü lens gözün oksijenlenmesini azaltıyor ve enfeksiyona açık hale getiriyor.

20 Temmuz 2014 Pazar

Zayıflamak için yapılan 20 yanlış.

Diyetle ilgili her daim büyük bir kafa karışıklığı yaşanıyor. Uzman Diyetisyen Selahattin Dönmez de bu kafa karışıklığını rakamlara döktü.

Geçtiğimiz bir yıl boyunca lise ve üzeri eğitim düzeyine sahip, kadın-erkek 1.500 kişiyle birebir görüşerek 20 diyet efsanesini belirleyen Dönmez, yanlış inanışları bir basın toplantısıyla duyurdu. İşte doğru sanılan yanlışlar ve bu 1.500 kişiden yüzde kaçının bu yanlışlara inandığı...

1. Su içersem zayıflarım: %63
2. Ana öğünlerden birini atlarsam kolay kilo veririm: %96
3. Az uyursam daha hızlı kilo veririm: %40
4. Sigarayı bırakırsam hızlı kilo alırım: %57
5. Saat 19.00'dan sonra bir şey yersem şişmanlarım: %37

6. Kalorisi düşük olan kepekli ürünlerle kolay kilo veririm: %58
7. Meyve, yemekten iki saat sonra yenilmelidir: %70
8. Açken fiziksel aktivite yaparsam daha çok yağ yakarım: %74
9. Sabah aç karnına limon ya da greyfurt suyu içersem yağ yakarım: %76
10. Zayıflamak ve toksinlerden arınmak için detoks diyeti yapmak zorundayım: %40
11. Medyada yer alan beslenme bilgilerinin son derece güvenli olduğuna inanıyorum: %96
12. Kilo vermek için üç beyazı hayatından çıkartmalısın: %72

13. Light ürünler kalorisizdir, istenildiği kadar yenilebilir: %95
14. Sağlıklı beslenmede kırmızı ete yer yoktur: %95
15. Maydanoz suyu zayıflamak için idealdir: %83

16. Hangi yöntemle olursa olsun, verilen kilolar geri alınır: %83
17. Lahana metabolizmayı hızlandırarak zayıflatır: %66
18. Protein diyetleri zayıflamak için kolay bir yoldur: %79
19. ilaçlarıyla hızlı kilo veririm: %95
20. Elma sirkesi içersem yağlarımı eritirim: %88


Benzer konular.
sağlıklı zayıflama diyeti nasıl olmalı

7 Temmuz 2014 Pazartesi

Tansu Çiller hastaneye kaldırıldı.

Alınan bilgilere göre; Eski Başbakanlardan Tansu Çiller'in bir kaza sonucu ayak bileği kırılınca İzmir'den uçakla İstanbul'a getirildi ve ambulansla hastaneye kaldırıldı. Tansu Çiller sağlık durumu? Tansu Çiller hastalığı hakkında yapılan son açıklama ve dahası haberde.

Edinilen bilgiye göre, Tansu Çiller bir kaza sonucu ayak bileğinde parçalı kırık olduğu için yanında oğluyla birlikte Adnan Menderes Havalimanı'ndan kalkan tarifeli uçakla İstanbul'a getirildi. Atatürk Havalimanı'nda Sabah saatlerinde aprondan alınan Tansu Çiller, bir ambulansla Acıbadem Maslak Hastanesi'ne götürüldü.

Tansu Çiller’in bir kaza sonucu ayak bileği kırılınca İzmir’den uçakla İstanbul’a getirildi ve ambulansla hastaneye kaldırıldı.Edinilen bilgiye göre, Tansu Çiller bir kaza sonucu ayak bileğinde parçalı kırık olduğu için yanında oğluyla birlikte Adnan Menderes Havalimanı'ndan kalkan tarifeli uçakla İstanbul’a getirildi. Atatürk Havalimanı'nda sabah saatlerinde aprondan alınan Tansu Çiller, bir ambulansla Acıbadem Maslak Hastanesi'ne götürüldü.

Tansu Çiller, 13 Haziran 1993 tarihli DYP olağanüstü genel kurulunda en yüksek oyu alarak genel başkan seçilmiş ve Türkiye'nin ilk bayan başbakanı olmuştur.

Tansu Çiller Kimdir?

1946 yılında İstanbul'da doğdu. Robert Kolej mezunu olan Tansu Çiller, Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü'nü bitirdi. Doktorasını Connecticut Üniversitesi'nde verdi. 1978 yılında doçent, 1983 yılında profesör oldu.

Çiller, 1990 yılı kasım ayında Doğru Yol Partisi'nden politikaya atıldı. 1991 yılı seçimlerinde İstanbul'dan milletvekili seçildi. Sosyal Demokrat Halkçı Parti ile kurulan ve Süleyman Demirel'in başbakanlığındaki koalisyon hükümetinde ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı olarak görev aldı.

Demirel'in Cumhurbaşkanı seçilerek Başbakanlık görevini bırakmasından sonra DYP genel başkanlığına aday oldu. 13 Haziran 1993 tarihli DYP olağanüstü genel kurulunda İsmet Sezgin ile Köksal Toptan'ı geride bırakarak Genel Başkan seçildi ve Türkiye'nin ilk bayan Başbakanı oldu. 5 Nisan kararlarıyla Türk ekonomisinde bir döneme imza attı.

28 Mayıs 2014 Çarşamba

Türkiyede Tam etkili antibiyotik artık yok

Sağlık Bakanlığı Hastane Enfeksiyonları Bilimsel Danışma Kurulu Üyesi Prof. Dr. Öztürk: "Antibiyotikleri kaybediyoruz. Elimizde etkili çok az antibiyotik kaldı. Tam etkili antibiyotik artık yok" dedi.
Tam etkili antibiyotik artık yok

Sağlık Bakanlığı Hastane Enfeksiyonları Bilimsel Danışma Kurulu Üyesi  ve İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Recep Öztürk, mikroorganizmaların hastalık yapmaya devam ettiğini ancak tedavi edecek tam etkili antibiyotiğin artık kalmadığını söyledi.

Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği (EKMUD) tarafından düzenlenen 5. Türkiye EKMUD Kongresi'ne katılan Öztürk, gazetecilere yaptığı açıklamada, antibiyotiklerin hem tıp hem de veterinerlik ve özellikle çiftliklerde tavuklar için büyüme faktörü olarak yaygın şekilde kullanıldığını belirtti.

Bu durumun antibiyotiklere karşı hem toplumdan hem de hastaneden kazanılan enfeksiyonlarda çok ciddi direnç artışına neden olduğunu dile getiren Öztürk, "Antibiyotik ne kadar çok kullanılırsa o kadar çok direnç gelişiyor, antibiyotiğin etkisi azalıyor" dedi.

Dünya Sağlık Örgütü'nün üye ülkelerdeki antibiyotik kullanımı ve direncine ilişkin verilere dayanarak "Küresel Direnç Felaketi" adıyla bir rapor hazırladığını anlatan Öztürk, antibiyotiklerin etkisini giderek kaybettiğini ve hatta antibiyotiklere karşı oluşan direnç nedeniyle ilaç firmalarının bu konuda Ar-Ge çalışmalarını azalttığını kaydetti.

Artık antibiyotik çağı sonrası bir dönemin başladığına işaret eden Prof. Dr. Öztürk, "Antibiyotikleri kaybediyoruz. Mikroorganizmalar hastalık yapmaya devam ediyor ama elimizde etkili çok az antibiyotik kaldı. Tam etkili antibiyotik artık yok" diye konuştu.

Artık antibiyotik bazı hastalıkları tedavi etmiyor

Prof. Dr. Recep Öztürk, antibiyotiklere karşı direnç oluşmasında en önemli etkenin gereksiz yere kullanım olduğuna dikkati çekti. Antibiyotiklere ihtiyaç duyulmayan hastalıklarda da antibiyotik tedavisinin uygulandığını dile getiren Öztürk, çocuklarda boğaz iltihabının yüzde 35'i, erişkinlerde ise yüzde 15'inin antibiyotik tedavisine gereksinim duyduğunu ifade etti.

Zaman zaman hekim antibiyotik yazmasa bile hastanın baskıcı bir tavır üstlendiğini ifade eden Öztürk, antibiyotiklere karşı hem hekimin hem de hastaların bilinçli yaklaşması gerektiğini belirtti.

Öztürk, antibiyotiklerin etkisini yitirmesi nedeniyle bazı hastalıkların tedavi edilemez konuma geldiğini kaydetti. Daha fazla harcama yaparak antibiyotikleri birleştirmek zorunda kaldıklarını ve bu durumun da hastalara zarar verdiğini öne süren Öztürk, gereksiz antibiyotik kullanımını engellemek için toplumun bilinçlendirilmesi ve eczanelerde reçetesiz antibiyotik satışının yapılmaması gerektiğini vurguladı.

2014 de sağlık'ta büyük zamlar geldi.

TÜİK verilerine dayanarak yapılan araştırmaya göre, 17 sağlık madde fiyatının tamamında artış yaşandı. Sağlık madde fiyatlarında en dikkat çeken artışlar yüzde 6,71 artışla sezaryen ücretlerinde oldu.


Artık Parası olmayana sağlık hizmeti de yok

2014 yılı Ocak ayında 989,37 TL olan sezaryen doğum ücretleri 2014 yılı Nisan ayında 1055,78 TL'ye çıktı. Yüzde 5,86 artışla ameliyat ücreti oransal değerlendirmede ikinci en fazla artan sağlık madde fiyatı oldu. Diş dolgu ücreti 2014 yılı Ocak ayında 86,58 TL iken bu rakam 2014 yılı Nisan ayında 90,66 TL'ye yükselerek yüzde 4,71 arttı. Diş çekme ücreti 2014 yılı Ocak ayında 55,20 TL iken bu rakam 2014 yılı Nisan ayında 58,13 TL'ye yükselerek yüzde 5,30 arttı.

 Normal doğum ücreti 2014 yılı Ocak ayında 809,37 TL iken bu rakam 2014 yılı Nisan ayında 851,55 TL'ye yükselerek yüzde 5,21 arttı. Hastane yatak ücreti 2014 yılı Ocak 118,10 TL iken 2014 Nisan ayında 119,78 TL'ye yükselerek yüzde 1,42 arttı. İlaç ücretleri 2014 Ocak ayında 9,88 TL iken bu rakam 2014 yılı Nisan ayında 9,92 TL'ye yükselerek yüzde 0,46 arttı.

"MAAŞLARA YAPILAN ZAMLAR 4 AYDA YOK OLMA NOKTASINA GELDİ"

Türk Sağlık-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, araştırmaya ilişkin ANKA'ya yaptığı değerlendirmede, maaşlara yapılan zamların 4 ayda yok olma noktasına geldiğini belirterek, şöyle konuştu:

"Her şey zamlanıyor; fakat enflasyon farkını istemeyen Memur-Sen'in imzaladığı toplu sözleşme nedeniyle memurun maaşı eriyip gidiyor. Önümüzdeki aylarda da memur maaşları enflasyona yenik düşecek. Ekonomi çevrelerinin yıllık enflasyonun çift haneli rakamlara ulaşacağı sözlerini de değerlendirdiğimizde memurların zammı enflasyon karşısında buharlaşacak."

26 Mayıs 2014 Pazartesi

Zencefil'in faydaları nelerdir.

Yemeklerde ve içeceklerde kattığı tadın yanı sıra inanılmaz faydaları olan zencefili yaşamınıza dahil etmeniz için pek çok sebep var.

 Birlikte göz atalım…

Tıpkı bir ilaç gibi diş ağrısı, migren, adet sancısı gibi ağrılarda kullanabileceğiniz anti-inflamatuar özelliğe sahiptir.

Her türlü ağrıyı azaltmaya yardımcı olabilir. Eğer kendinizi kötü hissederseniz, taze zencefil suyu veya çayı içmeyi deneyin.

Yüzyıllardır bilinen en temel özelliği antioksidan oluşudur. Vücuttaki yabancı maddeleri, toksinleri atmak için en güçlü yardımcınızdır.

Grip, soğuk algınlığı gibi durumlarda size destek verir. Kısa sürede ayağa kalkmanızı sağlar.

Bunun için limon ve balla karıştırdığınız sıcak suya birkaç dilim zencefil atın ve demleyerek için.


24 Mayıs 2014 Cumartesi

Devlet Hastanesinde çatlak var.


Çanakkale'nin Gökçeada İlçesi açıklarında meydana gelen deprem nedeniyle Yenice İlçesi Devlet Hastanesi'nde de çatlaklar oluştu. Binanın tehlike arzetmesi nedeniyle hastaların tahliyesine başlandı.

Çanakkale'den Ulusal Medikal Kurtarma (UMKE) ekiplerinin sahra hastanesi kurmak üzere Yenice'ye hareket ettiği bildirildi. İlçede, biri ana çadır olmak üzere iki çadırdan oluşan sahra hastanesi kurulacağı öğrenildi.

23 Mayıs 2014 Cuma

Ana rahminin içi bakteri dolu.

ABD’de yapılan geniş çaplı bir araştırmada sağlıklı hamilelerin plasentalarında çeşitli bakteri topluluklarının yaşadığı görüldü.


Amerikalı bilim insanları, plasentadaki bakterilerin büyük bölümünün, herkeste rastlanan “iyi mikropların” oluşturduğunu belirledi. Plasentada söz konusu mikrobiyal koloni yapılanmasının, erken doğum üzerinde rol oynadığı bildirildi. Houston’da Baylor Tıp Fakültesi’nde görevli doktor Kjersti Aagaard, araştırmanın, hamilelik ve erken yaşamın, tamamen steril durumlar olarak düşünülmemesi gerektiğini ortaya koyduğunu söyledi. Aagaard’ın, araştırma çerçevesinde, bağışlanan 320 plasentayı incelediği belirtildi.

 Aagaard, plasentanın mikroplarla beraber hareket etmediğini, sadece düşük seviyede mikrobu barındırdığını vurgulayarak, bunlar arasında sağlıklı kişilerin bağırsaklarında yaşayan E. koli türlerinin yer aldığını söyledi. Erken doğum yapan kadınlardan alınan 89 plasentada, açıkça yararlı olduğu bilinen bazı bakterilerin seviyelerinin önemli ölçüde düşük olduğuna dikkati çeken Aagaard, plasental mikrobiyomun, en çok ağızda sıkça rastlanan bakterilere benzediğinin keşfedilmesi karşısında şaşırdığını söyledi.

22 Mayıs 2014 Perşembe

Tekmeci Yusuf'a rapor veren doktor kendini savundu.

Soma’da eylemciye tekme atan Başbakanlık Müşaviri Yusuf Yerkel’e 7 gün iş göremez raporu veren Dr. Şervan Gökhan, Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) e-posta grubuna mesaj yolladı.

Hürriyet Gazetesi'nin haberine göre “3 günden beri sahtekâr, diplomasının hakkını vermeyen, yüzsüz, soysuz, TV ekranlarında resmi çıkan ve 6 yaşındaki çocuğu tarafından ‘Baba sen sahteci misin’ diye çağrılan birisiyim” diyen Gökhan’ın mesajı özetle şöyle:

BAŞBAKANLIK HASTASI

- “Yazıya başlamadan Soma’da hayatını kaybeden tüm işçi kardeşlerimize Allah’tan rahmet ve ailelerine başsağlığı diliyorum. Bu durumlara söz konusu olan raporun verilme hikâyesini  paylaşmak istiyorum. 14 Mayıs 2014’te arandım ve hastaneye Başbakanlık’tan bir hastanın geleceği ve hastanede veya yakınlarda isem tarafımdan hastanın değerlendirilip değerlendirilemeyeceği soruldu. Ben de 5 dakikalık mesafede olduğumu ve hastaya bakabileceğimi ilettim. Hastaneye geldiğimde hasta o günün acil tıp uzmanı tarafından görülmüş, o esnada acilde bulunan ortopedi asistanı tarafından ve bizim asistanımız tarafından da değerlendirilmişti. Hastanın ne olduğunu sorduğumda arkadaşlarımdan yaşanan bir arbede sonrasında hastanın kliniğimize başvurduğunu öğrendim ancak olayın oluş biçimini sorma ihtiyacı bile hissetmedim.

- Hasta arkadaşlarımız tarafından grafi çekimine gönderilmişti. Hastayı grafi çekimindeyken gördüm ve grafi çekildikten sonra muayene ettim. Hastanın özellikle sağ alt ekstremitesinde hareketle ağrı ve hassasiyet mevcuttu. Aynı zamanda sağ dizde ve tibiada (ki bunu da rapora yazmayı unutmuşum) yumuşak doku şişliği vardı. Bu arada ben gelmeden önce hastayı muayene eden arkadaşlarımız hastanın muayene formunu zaten doldurmuştu ve muayene bulguları da benim fizik muayene bulgularım ile aynı idi. Hastayı odama aldım ve 5 veya 7 gün bacağına yük bindirmemesini, istirahat raporu yazabileceğimi ifade ettim ve yazdım. Bu arada hastanın hastanemize girişi benim adıma değildi, hastaya raporu ben yazdığım için girişi kendi adıma çevirttim.

- 3 gün öncesine kadar meslek hayatı boyunca toplumsal hiçbir olayda herhangi bir otoritenin yanında yer almamış olan, yaralanan göstericiye de, polise de, katile de, hırsıza da eşit mesafede durarak mesleğinin gereklerini yerine getiren bir acil tıp uzmanıyım. Nasıl çalıştığımı benim anlatmama gerek yok, merak eden daha önce çalıştığım yerlerden sorabilir.

MESLEKTAŞLARIM ÜZDÜ
Beni asıl üzen şarkıcı/ sanatçı vs. kişilerin attıkları tweet’ler veya mesajlar olmadı. Birçok meslektaşımın, tıp fakültesi öğrencilerinin dahi eşime, aileme, bana yaptığı hakaretler oldu.”

19 Mayıs 2014 Pazartesi

Yorgunluk ile başa çıkmanın yöntemleri.

İş yoğunluğu, koşuşturmalı büyük şehir yaşamı ve mevsim geçişi derken günlük tempomuzu düşüren kronik yorgunluk hepimizi olumsuz etkiliyor. 

Oysaki kolayca uygulanabilecek sağlıklı beslenme programı ve yaşam tarzınızda yapacağınız küçük değişikliklerle yorgunluğunuzu üzerinizden atmanız mümkün.

Memorial Şişli Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Yeşim Çelik, kadınların kabusu olan kronik yorgunluktan korunma yolları hakkında şu bilgileri veriyor.

Yeterli ve dengeli beslenme yorgunluğunuzu alır

Kansızlık, enfeksiyonlar, karaciğer, kalp ve böbrek yetmezlikleri, vitamin ve mineral eksiklikleri, metabolik bozukluklar (hipoglisemi), hormonal problemler (hipotiroidi, böbrek üstü bezi yetmezliği), kanser gibi ciddi sağlık sorunlarında yorgunluk bazen ilk işarettir.

Yorgunluk, tekrarlayan ve uzun süren stresin, uyku problemlerinin, depresyon ve diğer bazı psikolojik sorunların sonucunda da oluşabilir. Alkol ve sigara kullanımı, yorgunluktan korunmak için kullanılan uyarıcılar ve bazı ilaçlar ve daha da önemlisi beslenme yanlışları yorgunluğun başlıca nedenlerindendir.

Yeterli ve dengeli beslenme, yorgunluğu önlemenin en önemli yollarından birisidir. Öğünlerinizde dikkat edeceğiniz birkaç küçük kural kendinizi zinde hissetmenizi sağlayacaktır.

Yumurta ve kırmızı et demir eksikliği kaynaklı yorgunluğu önler

Yorgunluğun temel nedeni demir eksikliğine bağlı kansızlıktır. Kadınlarda daha sık gözlenen kansızlığı önlemek için haftanın belirli günlerinde demir içeriği yüksek olan yumurta tüketilmelidir.

Haftada 2-3 kez kırmızı etin yanında mutlaka demirin vücut tarafından kullanımını artıran C vitamini içeren sebze ve meyvelerin tüketilmesine özen gösterilmelidir.

Çok koyu çay ve kahve tüketimi demir emilimini azalttığı için yemekten hemen sonra tüketilmesi önerilmez. Kuru meyvelerin demir içeriği yüksektir. Ara öğünlerde kan şekerinin dengelemesi açısından tüketilmesi önemlidir.

Tekmeci müşavire raporu hangi doktor vermiş!

Yusuf Yerkel'in tekme attığı sağ bacağı incinmiş!
Soma'da yere düşen bir kişiye tekme atarken görüntülenen ve 7 günlük iş göremez raporu alan Başbakanlık Müşaviri Yusuf Yerkel'in sağlık raporuna ulaşıldı.

Sağlık raporuna göre Yerkel, tekme attığı gün olan 14 Mayıs'ta saat 20.00'da sağ dizde şişlik ve ağrı şikayetiyle Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne gelerek, Doktor Servan Gökhan'a muayene oldu.

Yerkel, muayenede sağ dizindeki ağrı ve şişliğin düşme nedeniyle oluştuğunu söyledi. Sağ dizinin filmi çekildikten sonra Yerkel'e yedi gün iş göremezlik raporu verildi.
Yerkel'e şu tanı konuldu:

"Sağ dizde yaklaşık 10X10 cm ödem (sislik), ekimoz (kızarıklık) ve yumuşak doku şişliği, sol omuz ve göğüs ön yüzde ekimoz ve yumuşak doku şişliği mevcuttur. Extremite (kol ve bacak) hareketlerinde hassasiyet ve yürümede güçlük mevcut olup hastada yaygın yumuşak doku travmasi mevcuttur. Hastaya 7 gün iş göremezlik raporu verilmişti.

18 Mayıs 2014 Pazar

Şimdi dondurma zamanı.

Sütten üretilen dondurma, aynı zamanda sağlıklı tatlı seçeneklerinin başında gelir. 

Çünkü;

• Kaliteli protein kaynağıdır.

• A vitamini açısından zengindir.

• Riboflavin vitamini açısından zengindir.

• Kalsiyum ve fosfor minerallerini yüksek oranda içerir.

• Az miktarda D vitamini içerir.

• Birçok tatlıya nazaran kalori içeriği daha düşüktür.

ÇOCUĞUNUZ SÜT SEVMİYORSA...

Büyüme ve gelişme çağında protein, kalsiyum ve fosfor kemik ve kas gelişimi açısından elzemdir. Dondurma, içeriği ile bu gereksinmenin karşılanmasında yardımcı olur. Özellikle süt tüketmeyi sevmeyen çocuklarda süt yerine tüketilmesi günlük besinsel ihtiyaçların karşılanmasına yardımcı olur.

GEBELİKTEKİ KALSİYUM İHTİYACI İÇİN...

Gebelik döneminde; anne adayının kaliteli protein ve kalsiyum ihtiyacı artar. Anne bu gereksinmesini karşılayamazsa, bebek annenin depolarını kullanır ve doğum sonrası anne de kemik erimesi gibi sorunlar çıkmasına neden olabilir. Bu nedenle gebelerin günlük 600 ml (3 bardak) süt ve süt ürünleri tüketmesi gerekir. Bu gereksinmenin bir kısmı dondurma ile karşılanabilir.

YAŞLILAR DA TÜKETEBİLİR

Kilo almakta güçlük çeken, çiğneme ve yutma güçlüğü olan yaşlılarda günlük kalsiyum ihtiyacının karşılanması açısından önemli bir kaynak olarak kullanılabilir.

KEMOTERAPİ ALAN KANSER HASTALARI

Kemoterapi alan hastalarda, kimi zaman kemoterapi tedavisinden hemen sonra yanma hissi ve iştahsızlık gözlenebilir. Buna paralel bulantı ve kusma şikâyetleri baş gösterebilir.  Bu tür hastalarda, dondurmanın genellikle kolay tüketildiği ve bulantıya sebep olmadığı gözlenmiştir.

Zayıflamak isteyen kişi dondurma tüketebilir mi?

Günlük beslenme programından 1 bardak süt ve 1 dilim ekmek eksilten kişi, diyet yaparken de günde 2 top dondurmayı ara öğün olarak tercih edebilir.

Şeker Hastaları dondurma tüketebilir mi?

Kan şekeri düzeyi kontrol altına alınmış ve obez olmayan şeker hastaları; diyetisyenlerinin önerisi doğrultusunda haftada 1-2 defa 1 top sade veya meyveli dondurma tüketebilir. Piyasada bulunan tatlandırıcı ile hazırlanmış şeker içermeyen dondurmalar da günde 1-2 top ara öğün yerine tercih edilebilir.

BUNLARA DİKKAT!

• Gerçek sütten yapılmış dondurmalar tercih edilmelidir.

• Süt kreması veya kaymaktan yapılan dondurmalar, daha nadir tercih edilmelidir.

• Dondurma; süt ürünü olduğundan ötürü uygun koşullarda saklanmadığında zehirlenme riski yaratabilir. Bu nedenle; soğuk ve karanlık ortamda saklanmalıdır.

• Erimiş, eridikten sonra yeniden donmuş dondurmalar kesinlikle tüketilmemelidir.

• Paket dondurmalarda, üretim izni ve son kullanma tarihi kontrol edilmeden tüketilmemelidir.

17 Mayıs 2014 Cumartesi

Türk kahvesi hakkında bilinmeyenler ve faydaları.

Saray mutfağında ve evlerde yerini alan kahve, çok miktarda tüketilmeye başlandı. Çiğ kahve çekirdekleri tavalarda kavrulduktan sonra dibeklerde dövülerek cezvelerde pişirilmek suretiyle içiliyor ve en itibarlı dostlara büyük bir özenle ikram ediliyordu.

Bugün sizlere Türk Kültürünün vazgeçilmez bir zevki ve ağız tadı olan kahve hakkında bilgi vermeye çalışacağız. Kahve nedir? Zararlı mı? Yararı var mı? Bu konular üzerinde duracağız.

Önce kahveyi bir tanıyalım. Kahve; kökboyasıgiller (rubiaceae) familyasından kahve (coffea) cinsinde bir ağaçtır. Kahve ağacı ilk olarak Habeşistan’ın Kaffa yöresinde bulunmuştur. Kaffa yöresinin Arapçadaki karşılığı “gahvah”dır. Hatta Araplar bugünkü anlamda kahveyi bilmedikleri dönemde “gahvah” sözcüğü keyif veren içki (şarap) anlamında kullanılmaktaydı. “Gahvah” kelimesi 14. Yüzyıldan itibaren bugünkü anlamını kazanmaya başlamıştır. Bu sözcük Türkçe söyleyişte “kahve kelimesine dönüşmüştür. Türkçe’den de Avrupa dillerine geçerken “café, caffe, koffie, coffee, koffie, Kaffee” şeklinde bir dönüşüm göstermiştir.

Kahvenin vatanı Afrika olmasına rağmen bugün Asya ve Amerika’nın tropik bölgelerinde de yetişmektedir. Kahvenin ağaç olarak 20 kadar çeşidi vardır. Fakat en çok bilineni Arabistan kahvesidir. Arabistan kahvesi 8-7 metre kadar uzayabilen bir ağaçtır. Yaprakları sivri uçlu ve kenarları dalgalıdır. Çiçekleri beyaz ve hoş kokuludur. Kiraza benzeyen bir meyvesi vardır. Meyvesinin içinde iki çekirdek olur. Bu çekirdeklerin her birinde tohum vardır. Bu tohumlarda kafein alkoloidleri vardır. İşte bizim kavurup öğütüp pişirdiğimiz kahve budur.kahve 300x294 Kahve ve Sağlığımız

Kahvenin Faydaları:
Kahvenin içinde bulunan kafein maddesi insan vücuduna alınınca vücutta birtakım tepkimeler oluşturur. Bu tepkimelerden en önemlisi damarları açarak kan dolaşımını hızlandırmasıdır. Bu yüzden kan dolaşımı sorunu olanlar için kesinlikle çok faydalıdır. Öncelikle düşük tansiyon hastalarında tansiyonu belirli bir düzeyde tuttuğu bilinen bir gerçektir. Kan dolaşımından kaynaklı ağrılara da iyi geldiği söylenir. Kahve bu özelliğiyle iyi bir dinlendiricidir.

Yaptığım araştırma sonucuna göre kahvenin diğer faydalarını kısa kısa özetleyeyim.
Karaciğer: Düzenli kahve içenlerin siroz gibi karaciğer rahatsızlığı şikayetlerinin daha az olduğu ifade ediliyor.
Safra Taşları: Düzenli kahve içenlerin % 25 daha aza safra taşlarından şikayet ettiği biliniyor.
Kanser: Kahve antioksidanlar içerdiği için kansere yol açan hücrelerin çoğalmasına engelleyici rol oynuyor.
Cilt: Kahvenin selülite karşı faydası olduğu yapılan araştırmalar sonucunda belirlenmiştir.
Beyin uyarımı: Sabahları kahve ve süt birlikte tüketildiğinden öğrencilerin sabahki derslerinde daha başarılı olduğu görülüyor.

Şeker hastalığı: Kahvenin şeker hastalığında faydalı mı yoksa zararlı mı olduğu tartışma konusu. Bu konuda tıbbi araştırmaların takip edilmesi faydalı olur düşüncesindeyim.
Mide: Kahve sindirimi kolaylaştırıcı özelliğiyle kesinlikle faydalıdır.

Bunlardan başka sarhoşluklarda çabuk ayılma sağladığı, astım ve nefes darlığına iyi geldiği, öksürüğü kestiği, depresyona iyi geldiği, idrar söktürdüğü için böbrekler için faydalı olduğu söylenebilir.
kavrulmuş kahve1 300x187 Kahve ve Sağlığımız
Kahvenin Zararları:
Bence kahvenin öyle aman aman bir zararı yoktur. Tabii aşırı tüketilmediği sürece. Bir de insanın ruh ve fiziki yapısı da kahvenin fayda ya da zararını tetikleyici bir rol oynadığını unutmamalıyız.
Kahvenin zararlarını da kısa kısa ele alalım.

Doğurganlık: Kafeinin doğurganlığı olumsuz etkilediği biliniyor. Bu yüzden çocuk yapmayı planlayan aileler bu dönemlerinde kahve konusuna biraz dikkat etmeliler.
Hamilelik: Anne karnındaki bebeğe kafeinin zararları biliniyor. Bu sebeple hamile anneler kahve konusuna çok dikkat etmeli.
Su, vitamin ve mineral kaybı: Kahvenin idrar söktürücü olduğunu söylemiştik. Kahveyle birlikte su tüketimini arttırmalıyız. Kafeinin bazı besinlerin emilimini engellediği söyleniyor. Bu yönüyle beslenmemize de dikkat etmek gerekiyor.

Migren: Kahvenin migreni tetiklediği ileri sürülüyor.
Ülser: Mide ülseri olanlar daha dikkatli kahve tüketmeli. Çünkü midenin asit salgılamasını uyarıyor.
Tansiyon: Düşük tansiyonu olanlara iyi gelen kahve yüksek tansiyon hastaları için sakıncalı. Çünkü kan dolaşımını hızlandırdığı için kan basıncı da yükseliyor. Bu da tansiyonun yükselmesine sebep oluyor.

Kahvenin bu zararları dışında; sürekli kullanıldığında alışkanlık yapması, hassas olan kişilerde uykusuzluk yapması, asabi kişilerde sinir bozukluğuna yol açması, kabızlık yapma ihtimalinin olması zarar hanesine eklenebilir.
Son sözüm; düzenli ve kararında kullanıldığı sürece faydalarının zararlarından önde olduğudur.


Popüler Yayınlar